Ana içeriğe atla

Mezhepçilik Ortadoğu’da Medyaya Da Egemen Oluyor

Ortadoğu medyası, bölgeye dönük yayınlarında mezhepsel önyargılarla hareket ederken, Batı’ya yönelik İngilizce yayınlarında daha demokratik bir görüntüye bürünüyor.

A Syrian refugee watches a television broadcast of Syria's President Bashar al-Assad speaking in Damascus, in their container at the Al-Zaatari refugee camp in the Jordanian city of Mafraq, near the border with Syria, January 6, 2013. Assad made his first public appearance in months on Sunday, calling for a "full national mobilisation" to fight against rebels he described as al Qaeda terrorists.      REUTERS/Majed Jaber (JORDAN - Tags: POLITICS CIVIL UNREST) - RTR3C5EE

Ortadoğu’daki mezhepsel çatışma, savaş alanında gördüklerimizden ibaret değildir. Medya ve eğlence sektöründe de perde arkasında bir muharebe söz konusu. Mezhepçi medyanın kavgası 20 yıldır sürüyor olsa da Suriye iç savaşıyla birlikte gerilim yeni bir seviyeye ulaştı.

Bölgedeki medya savaşı, İran, Suudi Arabistan ve Katar tarafından yürütülüyor. Üçü de habercilikte ve tarihi-dini yayınlarda benzer yöntemler kullanıyor ve aradaki fark sadece dini kimliklerinden kaynaklanıyor.

Ortadoğu medyasının çoğu, aynı anda iki farklı söylem üretiyor. Bunlardan biri Ortadoğu seyircisine yönelikken, diğeri bölge dışındaki seyirciyi hedefliyor.

Örneğin, El Cezire’nin Arapça ve İngilizce kanalları kıyaslandığında ya da İran’ın Farsça yayın yapan yerel kanallarıyla Alaam gibi Arapça veya Press TV gibi İngilizce yayın yapan kanalları yan yana konulduğunda, bu iki söylemin farkı açıkça ortaya çıkıyor. Yabancı kitleye seslenen kanalların söyleminde demokrasi ve insan haklarına önem veren genel bir vurgu görülüyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish