Başkan Barack Obama’nın Orta Doğu siyasetinin geri kalan tüm dış politikasıyla beraber yönünü kaybedip savrulduğu, sorgusuz bir inanış hâline geldi. Bir sürü uzman ve politika belirleme heveslisi, ABD’nin “zayıf” ve “beceriksiz” olduğunu söylüyor. Bu eleştiriler, Obama yönetiminin Washington’daki muhaliflerine özgü değil. Abu Dabi, Kahire, Kudüs ve Riyad’da da yetkililer ve uzmanlarca sürekli dile getiriliyor. Tenkitçiler, Washington’un bölgedeki zorluklar karşısında gerekeni “yeterince yapmadığına”, bunun Amerika’nın ulusal güvenliği ve bölgesel ortakları için felaket habercisi olduğuna inanıyor. Peki, gerçekten öyle mi?
Orta Doğu’nun geleceği kara talih ve musibetten ibaret olabilir, en azından kısa vadede. Ne var ki bölgedeki sorunların nedeni, Beyaz Saray’ın politika tercihleri değil. Yönetimin yapıp yapmadıklarına dair şikâyetler ve liderlik çağrılarının arasında bölgenin nasıl zor bir hâl aldığı, “liderlik” sergilemenin tam olarak ne anlama geldiği gözden kaçıyor.
Kuşkusuz ki Obama yönetimi sorunlar yaşadı. Beyaz Saray, Suriye’de kimyasal silah kullanımına koyduğu ve artık rezil olmuş olan o “kırmızı çizgi” ile başını derde soktu. Dostlarının kafasını karıştırırken düşmanlarına cesaret verdi. Yönetimin Suriye rejiminin kimyasal silah kullanımına karşılık verme sözünden caydığı 2013’ün ağustos ve eylül aylarından sonra Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın iç savaşı daha da fütursuzca sürdürdüğünü söylemek haksızlık olmaz.
Mısır söz konusu olduğunda Washington, bir yandan stratejik çıkarlarını kollamaya, diğer yandan Müslüman Kardeşler’le diğer muhalifleri sertlikle bastıran liderlerin demokratik taahhütlerine bağlı kalmasını sağlamaya çalıştı. Bunun sonucunda Washington’un Mısır politikası, karmakarışık bir hâl aldı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.