Batı’da ve Orta Doğu’da oluşan ortak görüşün aksine Irak’taki kargaşa, Suudi Arabistan’ın işine yaramıyor, Kral Abdullah Bin Abdülaziz için de “rüya” gibi bir durum değil. Suudi kraliyet mensupları ile Irak Başbakanı Nuri El Maliki arasındaki ilişkilerin bölgenin en gergin ilişkileri arasında olduğu doğrudur. Ancak Suudilerin Maliki’yi kutuplaştırıcı, İran’a bağımlı bir isim olarak görmesi ile El Kaide’den türeyen Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) başı çektiği silahlı Sünni isyanını aktif şekilde desteklemesi arasında dağlar kadar fark var.
Komşusu olan bir devletin mezhepsel bir iç savaşla parçalanıp çökmesi, aynı durumun Suriye’de yaşanması ve bu iki iç savaşın küllerinden bir El Kaide “devletinin” doğması ihtimali, Suudi Arabistan için rahatsız edici olmalı. Irak ve Suriye, IŞİD dâhil “teröristlere” destek vermekle itham ettikleri Suudi Arabistan’ı ülkelerinde dökülen kandan alenen sorumlu tutuyor. IŞİD ise bu arada Şam ve Bağdat’taki rejimlerin “hakkından gelince” Suudi Arabistan’ı “fethetmeye” ant içiyor. Irak’taki çatışmanın kontrolden çıkması hâlinde komşu ülkeler arasında en çok zararı görecek olan Suudi Arabistan’dır. Bunun birkaç nedeni var.
İstikrar, Suudi Arabistan için her şeyden kıymetlidir. Suudilerin tutucu siyasete meylini en iyi gösteren olay, Mısır’da 30 sene boyunca en sadık müttefikleri olarak görülen eski lider Hüsnü Mübarek’in birçok politikasını yeniden tesis eden yeni Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi’yi koşulsuz desteklemeleridir. Suudiler, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmeye çalışan isyancıları da destekliyor. Ancak burada statükoyu değiştirme arzuları, bu savaşta İran’ın oynadığı rolden kaynaklanıyor. Ayrıca Suudi Arabistan, kendini Sünni Müslümanların önderi olarak görüyor ve dolayısıyla Suriye’de zora düşen Sünni çoğunluğa yardım etmek onun için ahlaki bir görev hâline geliyor.
Ancak basında çıkan haberler, Suudilerin Suriye politikalarını dahi gözden geçirdiğine işaret ediyor. Yüzlerce Suudi gencin “cihat” için Suriye’ye akın etmesi, Suudi Arabistan’da tehlike çanlarını çaldırdı ve 1980’lerdeki Afganistan savaşının hatıralarını canlandırdı. O yıllarda “Afgan Arap” savaşçıların safına katılan Suudiler, edindikleri askeri tecrübeyle birlikte geri döndü ya da başka yerlerdeki militan İslamcı gruplara katıldı. Usame bin Ladin’in kendisi de bunun bir örneğiydi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.