26 yaşında eşcinsel bir eski mahkûm Rosida Koyuncu. Cezaevinde kaldığı 21 ay boyunca önce cezaevi yönetiminin baskılarına ardından da koğuş arkadaşlarının saldırısına uğradı. Bu baskı ve saldırılardan kurtulmak için 5 ay tek başına bir hücrede kaldı. Aynı cezaevlerinde bulunan onlarca lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) mahkûm gibi.
Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’deki cezaevlerinde 79 LGBT mahpus bulunuyor. Bu sayının sadece görünür olan trans kadınları temsil ettiği düşünülüyor. Eşcinsel mahkûmlar genelde kendilerini gizlediğinden, LGBT mahkûmların sayısının daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Ülke genelinde sadece İstanbul, Ankara ve Çorum’da trans koğuşları bulunduğundan, diğer cezaevlerine giren trans mahkûmlar pembe/kadın nüfus kâğıdı alabilmişlerse kadın koğuşlarına, mavi/erkek nüfus kâğıdı kullanıyorlarsa erkek koğuşlarına yerleştiriliyorlar. Eşcinseller de kendi cinsiyetlerine göre koğuşlara yerleştiriliyorlar. Kendilerine zorla hastalık raporu verilmesi, saldırı ya da tecavüz tehdidi yaşanması halinde ise LGBT bireyleri tek kişilik hücrelere konuluyor.
Türkiye’deki LGBT bireyleri sosyal hayatta olduğu kadar cezaevinde de türlü zorluklarla karşı karşıyalar. İki yıl önce PKK örgütü üyesi olduğu iddiasıyla Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne gönderilen eşcinsel erkek Rosida Koyuncu, bu zorlukları sonuna kadar yaşayanlardan.
Al-Monitor’a konuşan Koyuncu, başına gelenleri şöyle anlatıyor: “İlk girdiğimde cinsel yönelimimi açıklamamıştım. Ama cezaevi yönetimi kısa bir araştırma ile katıldığım LGBT eylemleri vb. sayesinde eşcinsel olduğumu öğrendi. Bunun üzerine beni zorla genel muayeneye göndermek istediler. Genel muayenede makat kontrolü yapacakları için direndim. Onlar da beni zorla Psikiyatriste gönderdi. Onlara göre eşcinsellik bir hastalıktı ve bu hastalık için rapor almam gerekiyordu. Bu rapor sayesinde beni tecrit koğuşuna koyacaklardı. Psikiyatrist rapor vermedi. Koğuşumdaki arkadaşlar da cinsel yönelimimi bildikleri halde bana ses çıkarmadı. Ama kısa süre sonra cezaevi yönetimi koğuşumu değiştirdi. Beni önce yaşlı bir imamın yanına koydular. Bu imam benim kimliğime saygı duydu. Ardından koğuşum yine değişti. Bu koğuşta, mahkûmlar cinsel yönelimimden haberdardı. Önce basit nedenlerle beni dışlayıp, aşağıladılar. Sonunda da içlerinden biri bana saldırdı ve dövdü. Ağır hakaretler ve küfürlere maruz kaldım. Dayanacak gücüm kalmadığından, cezaevi yönetiminin başından bu yana bana direttiği tecrit koğuşunu kabul etmek zorunda kaldım. 5 ay tecrit koğuşunda kaldım. Cezaevinde kaldığım süre boyunca eşcinsel olduğumu bilen gardiyanların tacizine de maruz kaldım. Bu tacizler arama sırasında cinsel organıma dokunma vs. şeklinde gelişiyordu. Ya beni rahatsız etmek için yapıyorlardı bunu ya da onlar da gizli eşcinseldi, bilmiyorum. Hala tutuksuz yargılanıyorum. Mahkemem devam ediyor, muhtemelen 23 Ocak’taki duruşmamda yeniden cezaevine gireceğim. Ve başka bir tercihim olmadığından tecrit koğuşuna konulacağım.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.