İran İslam Cumhuriyeti son dört yıldır Suriye’deki gelişmelerin tüm boyutlarında yer alıyor. Suriye’deki savaşı direniş ekseni ile hasımları arasında bir mücadele olarak gören İran’ın müdahalesi Suriye rejimini her türlü imkânla savunma kararı almasıyla doruğa ulaştı. Tahran’ın bölgedeki yakın müttefikleri İranlı uzman ve subayların desteğiyle Suriye’ye gönderildi. Lübnanlı Hizbullah Suriye ordusunun yanında savaşan başlıca güç hâline geldi, isyancı grupların eline geçen pek çok bölgenin geri alınmasına yardım etti. Bu yardımlar Lübnan-Suriye sınırındaki Kuseyr ve Yabrud’un yanı sıra Humus’ta, Halep’in Şii nüfuslu bazı bölgelerinde ve Hz. Muhammed’in torunu Zeynep’in türbesinin bulunduğu Şam yakınlarında etkili oldu.
Al-Monitor’a konuşan İranlı bir askeri yetkili şu değerlendirmede bulundu: “Direniş ekseni, hem meşru Suriye hükümetinin teröristlerle mücadelesini desteklemek hem de kendi menfaatlerini korumak için Suriye’de bulunuyor. Eskiden Hizbullah’ın Suriye’deki rolü Filistin sınırlarındaki direnişten ibaretti ancak bu durum değişiyor.”
Cephede ve bölgede yaşanan değişimlere işaret eden yetkili şöyle devam etti: “Direniş ekseni ister Rakka ve Deyrizor ister Halep ve İdlib olsun Suriye’nin ihtiyaç duyulan her yerinde yekvücut olarak üstüne düşeni yapacak. Hatta cephedeki savaşçıların sayısı artacak. Binlerce gönüllü bu mukaddes savaşa katılmak için bekliyor.”
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah da 5 Mayıs’ta yaptığı konuşmada Hizbullah mensuplarının yeni bölgelerde savaşmaya başladığını açıkladı: “Son zamanlarda önceki yıllarda bulunmadığımız yerlere girdik. Olmamız gereken yerlerde olduk ve olmamız gereken yerlerde olacağız. Bunu sadece Suriye halkının savaşı olarak görmüyoruz. Kendimizi, Suriye’yi, Lübnan’ı ve tüm bölgeyi savunuyoruz.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.