Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanlığı akademisyenleri uyararak önceden izin almadan Türkiye’de yaşayan Suriyeli mültecilerle ilgili araştırma yapamayacaklarını bildirdi. 10 Nisan tarihli ve “gizli” ibareli bir mektupla bakanlığın kararını üniversitelere ileten Yüksek Öğretim Kurulu’na (YÖK) göre herhangi bir anket ya da saha çalışması için “ilgili bakanlıklardan” izin alınması gerekiyor. Mektupta belirtilen sebep ise mültecilerin özel hayatını korumak.
Ancak yeni uygulama yararlı olmayacağı gibi anlamsız olacakmış gibi gözüküyor. Türkiye’nin en büyük öğretmen sendikası olan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) izin zorunluluğunun “akademik faaliyetlere ve özgürlüğe vurulan bir darbe olduğu” için yargıya başvuracağını belirtti. Ancak İçişleri’nin kararı son yıllarda iyiden iyiye idarenin bir uzantısı haline gelen yargı erki tarafından hukuka uygun bulunsa bile yasağın birkaç sebepten ötürü başarısız olması beklenebilir.
Öncelikle, YÖK’ün sözde “gizli” yazısı bir aydan kısa bir zaman içinde kamuoyu önüne çıktı. “Devlet sırrı” olması gereken bir mektubun bu şekilde sızdırılması da akademisyenlerin verilen emri ne kadar ciddiye aldığına işaret.
Yeni uygulamanın anlamsız olduğu şu açıdan da aşikar: bugüne kadar Türkiye’de toplumsal araştırmacılar kamuoyu yoklaması ya da anket yapmadan önce zaten valiliklerden izin almak zorundaydılar. Ancak ne zaman birden çok ilde birkaç bin denek gerektiren bir çalışma söz konusu olsa, birçok şirket ve araştırmacı bu kuralı gözardı etmeyi daha elverişli buluyordu. Dolayısıyla İçişleri’nin son kısıtlaması Türkler’in gerçekten başarılı olduğu “devletin ağır yasaklarını yaratıcı bir yolla "delme” alışkanlığını pekiştirecek gibi gözüküyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.