Kürdistan’da bir bağımsızlık referandumu nelere kadir! 25 Eylül’de Irak Kürdistan’ında düzenlenen referanduma karşı Türkiye düne kadar Fars yayılmacılığıyla suçladığı İran ve mezhepçi politikalar gütmekle eleştirdiği Irak’la ortak cephe oluşturdu. Bölünme sendromundan beslenen bu ortaklık, Türk medyasında yeni Sadabat Paktı olarak karşılık buldu. 1937’de Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı birbirine saldırmama, birbirlerinin çıkarlarını zedelememe, içişlerine karışmama, ortak sınırları koruma ve kendi sınırları içinde ötekinin bütünlüğünü tehdit eden örgütlere izin vermemeyi öngörüyordu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türk askerinin Başika üssünde konuşlanması nedeniyle atıştığı ve nihayetinde “Sen benim kalibremde değilsin” diyerek aşağıladığı Irak Başbakanı Haydar El Ebadi Kürdistan’a karşı Ankara’nın bir numaralı ortağı oluverdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Habur sınırında başlattığı askeri tatbikata Irak askerleri de sembolik olarak katıldı. Tanklarda iki ülkenin bayrakları dalgalandırıldı.
Erdoğan’ın büyük devletin “hışım kapasitesini” gösterme adına “Yaptırımlarımızı uygulamaya başladığımız andan itibaren ortada kalacaksın. Bir vanayı kapadığımız anda iş bitti. TIR’lar Kuzey Irak'a çalışmadığı anda bunlar yiyecek, giyecek bulamayacak. O zaman bunlara İsrail nereden, neyi, nasıl gönderecek?” sözleriyle dile getirdiği aç bırakma tehdidi de Türk medyasında büyük bir şehvetle sunuldu.
Türkiye yeni Sadabat ruhuna katkısını Bağdat’ın aldığı karara istinaden Erbil ve Süleymaniye’ye uçuşları durdurarak, sınırları kapatma kartını göstererek, Barzani yönetimi ile iletişimi keserek, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) temsilcisine Ankara’ya gelme diyerek, Rudaw TV, K24 TV ve Waar TV'yi TÜRKSAT uydusundan atarak gösterdi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.