Ana içeriğe atla

İran ABD’nin baskısına silahla karşılık verebilir mi?

ABD’nin artan baskısı altında olan İran bölgesel çatışmalardan “onurlu çıkış” yapmak yerine ABD’ye kafa tutmayı ve gerilimi artırmayı seçebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Iranian President Hassan Rouhani addresses the Innovation and Industry Forum during an official visit in Bern, Switzerland, July 3, 2018. REUTERS/Denis Balibouse - RC18019D3390
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani İsviçre’nin başkenti Bern’e yaptığı resmi ziyaret sırasında İnovasyon ve Sanayi Forumu’nda konuşurken, 3 Temmuz 2018 — REUTERS/Denis Balibouse

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun İran’la yeni bir anlaşma için öne sürdüğü 12 koşuldan sekizi İran’ın bölgesel nüfuzu ve Suriye, Irak, Lübnan, Yemen ve Filistin’de devlet dışı aktörlere verdiği destek ile ilgiliydi. Washington için İran’ın bölgesel politikaları hem ABD’nin hem müttefiklerinin menfaatleri açısından tahammül edilemez bir tehdide dönüşüyor. Bölge açısından Tahran yeni bir Washington’a dönüşüyor: Batı Asya’da çok sayıda bölgeye müdahil olan bölgesel bir süper güç. İran açısından bakıldığında ise istikrar ve egemenliğine yönelik tehditler karşısında bölge onun için bir set işlevi görüyor. Dolayısıyla ABD ve İran’ın talepleri arasındaki makas giderek açılıyor ve bu da uzlaşı ihtimalini azaltıyor, dolaylı veya direkt çatışma potansiyelini artırıyor.

İran’a göre ABD, bölgede başaramadıklarını elde etmek için nükleer anlaşmayı fidye olarak kullanıyor. Suriye’de bulunan İranlı bir askeri kaynak Al-Monitor’a şöyle diyor: “Buradaki ana mesele Suriye. Milyarlarca dolar harcayıp (Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı devirmekte) başarısız olunca nükleer anlaşmayı baltalayarak İran’dan intikam almaya çalışıyorlar.”

Kaynağa göre İran’ın Suriye’deki rolü pazarlık konusu olamaz: “Kararı Suriyeliler verecek. İran’ı onlar çağırdı, ABD veya müttefikleri değil. (...) Suriye’deki İranlı danışmanların sayısı sınırlı. Onların (ABD’nin) derdi zaten sayılarla değil. Asıl dertleri İran’a duyulan güven, İran’ın Suriye savaşında diğer aktörler üzerindeki nüfuzu ve etki gücü.”

Yeniden alevlenen nükleer meselesi, ABD’nin 2003’teki Irak işgalinin ardından yaşanan gerilimi çağrıştırıyor. Başkan George W. Bush 2002’te İran’ı “Şer Ekseni” içinde saymış ve bu da İran için Irak’ın akıbetini paylaşma riskini doğurmuştu. O dönem reformcuların yönetiminde olan Tahran, Irak’ta inisiyatifi ele aldı ve karşıtlık kulvarını tercih etti. İran’ın Irak’taki müttefikleri, İran’ın silah ve parayla desteklediği diğer gruplarla beraber yıpratma savaşına giriştiler ve ABD önderliğindeki işgalin altını oydular. Bu grupların bazıları bugün Suriye’de savaşıyor. Asaib Ehil El Hak ve Kataib Hizbullah gibi kimi gruplar Irak’taki isimlerini koruyor, kimisi ise Hizbullah El Nüceba gibi yeni isimler kullanıyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish