Türkiye ile ABD arasında Suriyeli Kürtlere Amerikan desteği ve Ruslardan S-400 alımı ile tırmanan gerilimin ateşine bir de İran petrolü serpildi. Türkiye, ABD’nin 4 Kasım 2018’de İran’a dayattığı petrol ambargosuyla ilgili 180 gün muafiyet tanınan sekiz ülke arasındaydı.
Ankara süresi 2 Mayıs’ta dolacak olan istisnanın uzatılması için müzakere kapısını zorlarken ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun “Sıfırlayacağız. Bu sürecin ötesine geçecek hiçbir petrol muafiyet olmayacak.” açıklamasıyla ters köşeye yattı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "Yaptırımları doğru bulmadığımız gibi katılmadığımızı da söyledik. Dayatmalara karşıyız" diye çıkıştı.
Beyaz Saray, İran’a ambargodan kaynaklanan arz açığını kapatmak için ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) birlikte çalıştığını açıklarken, Çavuşoğlu bu türden bir yönlendirmeye de “İran yerine petrolü herhangi bir ülkeden almayı teklif etmek haddini aşmak demektir” karşılığını verdi.
Bu tepkiden, Türkiye’nin yaptırımlara uymadığı ve bundan sonra da uymayacağı sonucu çıkarılabilir. Ama rakamlar söylemdeki direncin pratikte olmadığını gösteriyor. 2015’te İran’la sağlanan nükleer anlaşma ve BM yaptırımlarının kaldırılmasına paralel olarak Türkiye’nin İran’dan petrol alımını artırdığı, Amerikan yaptırımlarının yeniden devreye girmesini takip eden süreçte ise azalttığı görülüyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.