Ana içeriğe atla

Trablus’taki depremde Türkiye’nin rolü nedir?

Başağa ile Serrac arasındaki güç kavgası Ankara’yı yönetilmesi zor bir karmaşanın içine çekiyor. Türkiye için meşruiyetine vurgu yaptığı bir hükümetin istikrarı öncelik. Yine de durum şüpheli.

Prime Minister of Libya's UN-recognised Government of National Accord (GNA) Fayez al-Sarraj (R) meets with Turkey's Foreign Minister Mevlut Cavusoglu at the GNA's presidential headquarters in the capital Tripoli on June 17, 2020. (Photo by - / AFP) (Photo by -/AFP via Getty Images)

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz el Serrac’ın kabinenin en güçlü ismi İçişleri Bakanı Fethi Başağa’yı görevden almasıyla kızışan bilek güreşi Türkiye’nin rolünü de tartışmaya açıyor. Ortaklar arasındaki kavga Türkiye’yi zor durumda bırakıyor. Ankara’nın Libya’daki bir numaralı adamı Başağa’dan yana tutum sergileyip Serrac’ı gözden çıkardığına inananlar olduğu gibi tam tersini düşünenler de var.

Olayların gelişiminden hareketle Serrac’ın kendisine yönelik bir darbe girişimine “karşı darbe” ile yanıt verdiği iddiası hızla yayıldı. Ancak Al-Monitor’a konuşan Libyalı kaynaklar, Serrac’dan memnun olmasa bile Türk hükümetinin kritik anlaşmalara imza attığı bir hükümetin altını oynayacağına çok ihtimal vermiyor.

Libya’daki karmaşık ilişkiler basitçe siyah-beyaz bir tablo çizme şansı sunmuyor. Son restleşmenin öncesinde darbe söylentilerine altyapı oluşturabilecek bir dizi gelişme yaşandı. 

Doğu güçlerinin siyasi ayağını oluşturan Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile Serrac’ın 21 Ağustos’ta eş zamanlı olarak yaptıkları ateşkes çağrısı karşısında Ankara tepkisiz kaldı. Alman-Amerikan girişiminin etkili olduğu ateşkesin koşullarında Ankara’nın içine sinmeyen hususlar vardı. Türk hükümeti ateşkes için Halife El Hafter’e bağlı güçlerin Sirte ve Cufra’dan çekilmesini ve UMH güçlerinin buraya yerleşmesini istiyordu. Serrac ve Salih ise bölgenin ortak polis gücüne bırakılmasını önerdi. Ayrıca çağrı tüm yabancı güçlerin çekilmesini ve milislerin dağıtılmasını öngörüyordu. Bu şart kendi güçlerinin yanı sıra Suriye’den binlerce milis taşıyan ve üs edinmeye çalışan Türkiye’yi birinci dereceden ilgilendiriyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish