Ana içeriğe atla

İsrail-BAE barışı büyük bir ekonomik potansiyeli ortaya çıkarıyor

Dubai’de dört gün geçiren İsrailli gazeteci Ben Caspit, gizli kapaklı İsrail-BAE ilişkilerinin resmiyet kazanmasıyla büyük bir ekonomik potansiyelin ortaya çıktığını söylüyor.

Erel Margalit, founder and chairman of Jerusalem Venture Partners (JVP), visits with members of Israeli high-tech delegation the Dubai Financial Market (DFM) on October 27, 2020. - Israel's government gave final approval to the normalisation of ties with the United Arab Emirates, an official statement said, after lawmakers ratified the pact earlier this month. (Photo by Karim SAHIB / AFP) (Photo by KARIM SAHIB/AFP via Getty Images)
Finans şirketi sahibi Erel Margalit başkanlığında Birleşik Arap Emirlikleri’ne giden İsrailli yüksek teknoloji girişimcileri Dubai Finans Borsası’nı ziyaret ederken, 27 Ekim 2020. — Photo by KARIM SAHIB/AFP via Getty Images.

Dubai İsrail’le barışmanın kazanımlarını büyük bir iştahla toplamaya başladı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) iş insanları, yatırımcılar, ekonominin kodamanları İsrail’le gelecek vadeden bağlantılar kurma telaşında. Aynı şey İsrail tarafı için de geçerli. İsrailli bir grupla Dubai’ye yaptığımız dört günlük ziyaret, İsrail ile BAE arasındaki gizli kapaklı ilişkilerin açığa çıkarılmasında ne kadar büyük bir potansiyelin yattığını gözler önüne serdi.

Yüksek teknoloji ve siber güvenlik uzmanlarından oluşan heyette yer alan önemli bir İsrailli şirketin müdürü heyecanını şöyle dile getirdi: “Bu durum, çölde yıllarca aç susuz, bitkin şekilde dolaşan birinin aniden muhteşem bir vahaya varmasına benziyor. Ve bu, tek yönlü bir şey değil. Bizim onlara ihtiyacımız olduğu kadar onların da bize ihtiyacı var. Bizim [Araplara yönelik] o tatsız, geleneksel tepeden bakışımız olmaksızın karşılıklı bir esinlenme var. Dubai İsrail teknolojisine muhtaç ücra bir çöl beyliği değil. Dubai inanılmaz bir bölgesel yatırım, yüksek teknoloji ve sanayi merkezi, yatırım için benzersiz ve etkili bir kaldıraç. Aramızdaki bağlantı iki taraf için de kazanç çarpanı olabilir.”

26 Ekim’de beş kişilik bir İsrailli gazeteci grubuyla Dubai’nin merkezinde altın ve baharat çarşılarını gezerken gazetecilerden biri aniden durdu ve bir Arap ülkesinde işlek bir çarşının ortasında kendimizi gizlemeye çalışmadan yüksek sesle İbranice konuştuğumuza dikkat çekti. 

Tespiti haklıydı. İsrailliler bundan önce İsrail’le barış anlaşmaları imzalayan Mısır ve Ürdün’de, İsrailli turistlere sınırlı gezi imkanı tanıyan Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerinde, Arap olmamakla birlikte İsrail’e hasım bir rejimle yönetilen Türkiye gibi Müslüman bir ülkede gezme imkanına sahipti. Bu tür gezilerde insanlar alışkanlık gereği alçak sesle konuşur, üzerlerindeki “Davut’un Yıldızı” simgesini gizlemeye çalışır, milliyetlerini pek dışa vurmazlardı. Dubai’de ise tam tersi yaşanıyordu. İsrailliler geleneksel gürültücü hallerini koruyabiliyor, başları dik, kökenleriyle gurur duyarak dolaşıyordu. 

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish