Ana içeriğe atla

Turkiye’de olmaz olmaz.

Human rights activists sit behind pictures of Armenian victims at Taksim square in central Istanbul April 24, 2013, during a demonstration to commemorate the 1915 mass killing of Armenians in the Ottoman Empire. REUTERS/Osman Orsal (TURKEY - Tags: ANNIVERSARY POLITICS CIVIL UNREST) - RTXYYD8

Başdöndürücü bir haftayı geride bıraktı Türkiye. Kürt sorununun döndüğü keskin viraj vurdu haftaya damgasını. Günlerdir merakla beklenen PKK’nın silahlı güçlerini Türkiye sınırları dışına çekme açıklaması nihayet 25 Nisan günü Kandil dağında yapıldı.

İlk bakışta bunda bir fevkaladelik yok gibi görünebilir dış dünyaya. Netici itibarıyla, PKK’nın Türkiye’de hapisteki lideri Abdullah Öcalan’dan sonra en yetkili ismi olarak bilinen Irak-İran sınırı üzerindeki Qandil dağını kendisine karargah olarak seçen Murat Karayılan’ın bu açıklamayı yapacağı biliniyordu. Tartışmasız lider Abdullah Öcalan, kendisiyle Başbakan Tayyip Erdoğan namına görüşen devlet heyeti ile bir mutabakata varmıştı. Öcalan’a sadakatinden şüphe edilemeyecek olan Karayılan ile PKK örgütünün Öcalan’ın kararlarını uygulayacağı besbelliydi,

Ama yine de, Murat Karayılan’ın Kandil Deklarasyonu, tıpkı Abdullah Öcalan’ın 21 Mart’ta Diyarbakır’da bir buçuk milyon kişi önünde okunan “Newroz mesajı” gibi fevkalade bir gelişmeydi.

Birincisi, açıklama yani PKK’nın silahlı bir güç olarak “Türkiye dışına çıkma”yı kabul açıklaması, bir anlamda PKK’nın Türkiye’de 30 yıla yakın bir süredir yürüttüğü silahlı mücadelenin sonunun başlangıcı olabilir. Muhtemelen de böyledir ve o yüzden de fevkalade bir gelişmedir.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish