Ana içeriğe atla

Erdoğan’ın gerilim stratejis

Salı günü Taksim ve çevresinde gerçekleşen polis müdahalesi, Türkiye’nin istikrarıyla bağlantılı kaygı verici sonuçlar üretmeye gebe. Erdoğan korkutma taktikleri ve gerilim stratejilerinde karar kılmış görünüyor. Çıta daha da yükselecek. Ancak bunun ekonomi, Kürt Barış Süreci ve er geç AKP’nin iç dengelerini sarsacağı kesin.

ISTANBUL, TURKEY - JUNE 11:  Protesters aid one another after riot police used tear gas to disperse the crowd during a demonstration near Taksim Square on June 11, 2013 in Istanbul, Turkey. Istanbul has seen protests rage on for days, with two protesters and one police officer killed. What began as a protest over the fate of Taksim Gezi Park, has turned, with the heavy-handed response by police, into a protest over what is being seen as Prime Minister Recep Tayyip Erdogan's increasingly authoritarian agenda

Gezi Parkı üzerinden gelişen protesto dalgasına karşı, Taksim ve çevresine Salı günü düzenlenen polis müdahalesine kadar Başbakan Erdoğan’ın maraton konuşmalar zincirinden kamusal alana akan mesajlardan, krizle baş etme siyasetini nasıl güncellediği giderek netleşiyor:

Etrafı çevrecilik, şehir planlaması, kentlilerin kararlara katılımcılığı, ataerkil söylem karşıtlığı, vesayete muhalefet, ahlaki çeşitlilik, hayat tarzlarında çoğunluk-azınlık ilişkileri, yolsuzluk kaygıları, adem-i merkeziyetçilik ve yeni kuşağın varlık ilanı, ve kamusal alanın sahiplenilmesi ile örülü olan bu sosyal çıkışa karşı, siyasi mücadele cephesini ulusal alana yaymak.  

Başbakan’ın yalnız başına dizayn etmiş göründüğü bu güncelleme, siyasetinin bundan sonra açık bir stratejik gerilim ve seçilmiş hedeflere yönelik korkutma taktikleri üzerine inşa edeceğine işaret ediyor. Burada şu ana kadar en önemli desteği, üretenlerin kendilerine bile izah etmekte güçlük çektikleri ‘faiz lobileri’ ve ‘küresel husumet odakları’ teorileri oluşturuyor. Bu ustaca seçilmiş bir yol: başarı olduğunda Başbakan bu şer kuvvetlerini alaşağı etmiş olacak, başarı sağlayamadığı oranda ona seçmen tabanları üzerinden kutuplaşmayı besleme imkânı tanıyacak.

Gezi işgalcileri – hükümet ilişkisinin bugününde şu anda bir sosyal araf hali veya bir tür dehşet dengesi var. Erdoğan ve yakın çevresi, kamusal söylemde havuç-sopa ikilemi arasında durmaya çalışırken, yerel yetkililer işgalcilerin kök kesimini – yani direnişi başlatan kentli ‘apolitik’ gençleri – alanı terk etmeleri için ikna etmeyi sürdürecek gibi görünüyor. Tabii bu çabaların nasıl sonuçlanacağı meçhul. Şu açık: zaman geçtiği ölçüde, ‘merkezcil’ İstanbul, protestolarda daha aktif yol alacağının işaretini vermiş durumda.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish