Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da Taksim Meydanı’nı tekrar “ele geçirmesi”nin üzerinden iki hafta geçti; Meydan’ın bitişiğindeki Gezi Parkı’na da polisin görülmemiş şiddette bir biber gazlı baskın sonucu hakim olması on gün kadar oldu ama Türkiye hala Haziran ayının ilk üç haftasının travmasından çıkamadı.
Tayyip Erdoğan adeta ülkeyi dolaşıyor, her gün en az bir kez konuşuyor ama sanki aynı kaseti takmış gibi; her yerde aynı cümlelerle konuşuyor. Konuşmalarının içeriğinin yüzde 80’den fazlası Gezi Parkı eylemleri adı verilen ve İstanbul merkezinin tetiklediği ve 81 il merkezinden 79’una çeşitli düzeylerde yayılmış olan gösterilerle ilgili. Son hafta sonu Anadolu’nun ortasında Kayseri’de, Karadeniz’de Samsun’da ve Doğu’da Erzurum’da konuştu.
Pazartesi günü (24 Haziran 2013) Ankara’da Polis Akademisi’nde konuşurken, gösterilerde orantısız şiddet kullandığı için ağır eleştirilerin hedefi olan polisi övdü ve olayları “Polis’in kahramanlık destanı” olarak tanımladı. Erdoğan, bir gün önce Erzurum’da, Gezi’yi “işgal kuvvetleri”nden temizlemesi için polise emri bizzat kendisinin verdiğini söylemişti.
Ana muhalefet CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı ve insan hakları konusundaki duyarlılığı ile tanınan Sezgin Tanrıkulu, bu tanımlamaya değerlendirmesini yapıştırmakta gecikmedi: Gezi Parkı’ndakileri İşgal kuvveti' olarak görürsen; tarihe geride 5 ölü, 11 görmeyen göz, yüzlerce yaralı olan 'Erdoğan Destanı' bırakırsın.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.