KUSEYR-- Enkaz haline gelmiş bir şehir. Sokaklarda cesetler… Askerlerle hayaletlerin paylaştığı bomboş sokaklar… Burası Kuseyr, Suriye’nin Stalingrad’ı, devrimin yerle bir olmuş simgesi. Rejim için ise bir dönüm noktası. Kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm şehrin rejimin kontrolünde olduğu apaçık ortada. Dört bir yana yayılmış askerler, akla gelebilecek her türlü işle meşgul: temizlik, arama-tarama, yemek yeme, şarkı söyleme, ateş yakma ve yağmacılık. Hayatın yakın zamanda normale dönebileceğine dair hiçbir işaret mevcut değil. Evlerine bakmak için gelmiş birkaç insan ve şehrin düşmesinden 24 saat sonra ihtiyaçları tespit etmek için gönderilen birkaç yardım görevlisi dışında şehirde siviller yok.
Resmi rakamlara göre on binlerin yaşadığı bu şehirde nüfustan iz yok. Kuseyr’in çarpışmalardan önce boşalmış olduğu belli. Geriye kalan bir avuç sivil de muhalif savaşçıların akrabalarıymış ve şehrin düştüğü gün onlarla birlikte kaçmışlar.
Şehir merkezinde ironik bir görüntü: Büyük bir saat kulesi hâlâ ayakta, insanlara tarihin asla durmadığını söylemek istercesine. Birkaç metre ötede hüzünlü bir kilise. Cemaatini kaybetmekle kalmamış, içindeki Meryem Ana heykeli sökülmüş, ilahi kitapları yerlere saçılmış.
Gördüğüm manzaranın her parçası beni sarssa da soruların en önemlisi hâlâ aklımda: Kuseyr nasıl düştü?
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.