Akıldışı mı, siyasi panik mi?
Küçük bir park ihtilafının küresel bir siyasi krize dönüşmesinde Erdoğan hem rasyonel hem de irrasyonel işaretler veriyor. Ve son bir araştırmaya göre, Türkiye’de yeni bir siyasi parti isteyenlerin oranı yüzde 40’lara çıktı
Türkiye’nin özgürleşme ve barış içinde bir arada yaşama kavgası kızışıyor. Gezi Parkı’nda ağaçlar adına mücadelenin kendiliğinden tetiklediği olaylar silsilesiyle bir zaman kesiti daha geride kaldı, ve yeni bir safhaya geçildi.
Toplumsal aktörlerin seslerini karşılıklı olarak iyice yükselttiği bu yeni safhaya geçişte, eski dönemde kırılan tabular dizisine, son 5-6 yıldır alabildiğine yüceltilmiş, kendi taraftar katmanında bir tür dokunulmazlık kazanmış olan Erdoğan’ı kuşatan tabunun kırılması da eklendi. Bu çok doğal, çünkü yaşanan sosyal transformasyon hiçbir tabu üretimine meydan bırakmayacak, kültleştirmeyi kaldırmayacak kadar muazzam.
Yeni safhaya iyimser gözle bakanlar var: Bunun, Türkiye’nin demokratik olgunlaşması için kaçınılmaz olduğunu, çeşitlilik arzeden, çoğulcu ve kimlikler açısından hem güçlü hem de geçişken olan toplumun yeni hiçbir vesayetçi, keyfiyet.i veya otoriter düzeni kabul etmeyeceğini öne sürüyorlar.
Haklı olabilirler. Ama bu, yeni safhanın ana çatışma eksenini sadece daha çok belirginleştiriyor: Kızışan kavga, özgürlük, kimlik ve saygı taleplerine sahip çıkanlar ile bir prangadan yenisine geçilmesini sağlamaya çalışanlar arasında geçecek. Kaygı verici, ucu açık bir darboğaza girildiği kesin.