Bugünlerde Ortadoğu'yla ilgili manşetlere bir göz atmak bile bölgenin nasıl bir kargaşanın pençesinde olduğunu açıkça gösteriyor. Suriye'de süren kıyımdan, Irak'ta neredeyse her gün meydana gelen terörist saldırılara ve Mısır’daki siyasi sarsıntıya kadar bölgede kargaşa hüküm sürüyor. Suudi Arabistan ise nispeten yara almadan sıyrılmayı başarmış, bunda büyük ölçüde rekora koşan petrol fiyatları etkili olmuştur.
Ancak Doğu Bölgesi’nde 22 Haziran'da iki Şii yurttaşın ölümüyle sonuçlanan şiddet olayları, ülkeye dalga dalga yayılarak Krallığın istikrar ve güvenliğini tehdit etme potansiyeline sahiptir. Yükselmekte olan kriz, hem hükümet hem Şiiler tarafından çok büyük bir dikkatle ele alınmalıdır. Şii liderler öteden beri- ve de haklı olarak- uzlaşmacı yaklaşımların tüm Suudilerin yararına olacağını söylüyorlar.
Hayatını kaybeden iki kişinin nasıl öldüğüne, kimler olduklarına ve neden hedef seçildiklerine dair farklı anlatımlar söz konusu. Bilhassa ölen kişilerden biri, Mursi El Rebah, güvenlik güçleriyle silahlı çatışmalarda yer almak ve başka ciddi cürümler suçlamasıyla hükümetin en çok arananlar listesindeydi. Ancak Şii ağırlıklı Avamiye kasabasında pek çok hemşehrisinin nezdinde Rebah, bölge halkının hakları için mücadele etmiş ve "şehit" mertebesine ulaşmış bir kişidir. YouTube'a yüklenen bir video, cenazeye katılan binlerce insanın Suudi Arabistan’da nadiren duyulan hükümet karşıtı sloganlar attığını, "tetiği çekenlere gereken cevabın verilmesi" için haykırdığını gösteriyor. Şiiler, geçen bir buçuk yıl içinde ara ara protestolar düzenleseler de çoğu, bu defaki kadar siyaset yüklü değildi. Adaletsizlik algısıyla gelen öfke, bu defa açıkça görülebiliyordu.
Krallıkta mezhepsel gerginliğin yükselmesi, olabilecek en kötü zamana denk gelmiştir. Zira sinsi bir mezhepçilik dalgası bölgenin dört bir tarafına yayılmaya başlamıştır ve bu, özellikle Suriye lideri Beşar Esad'ın Sünnilere karşı giriştiği menfur, mezhepsel temizlik ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın militanlarının Esad’ın yanında savaştıklarını kabul etmesinin etkisiyle olmuştur. Neticede, benim ocak 2012'de uyardığım gibi, bir dizi Sünni din adamı, cemaatlerine Esad'a karşı cihada katılma çağrısı yapmıştır. Bunun yanı sıra, Irak'ta yükselişe geçen şiddet, 2006’da ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren mezhepçiliğin o en vahim halini andırmaya başlamıştır.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.