Son iki aydır Mısırlılar, kendilerine karşı uluslararası bir komplonun düzenlendiği hissine sahip. Arap dünyasında bu hissiyat yeni değildir. Ancak Mısırlılar ve diğer birçok Arap, bugüne dek hükümet baskısına kapalı ve tarafsız olarak gördükleri Batı medyasının tavrı karşısında şoke olmuş durumdadır. Soru şu: Ne oldu da Batı medyası umutsuzca Müslüman Kardeşler lehine bir tavır benimsedi ve bunu, gerçekleri çarpıtma ve olayları bağlamından koparma noktasına kadar taşıdı? Görüntüler hakkında bile yalan söyleyen kimi medya kuruluşları, cumhurbaşkanlığı sarayı önündeki Mursi karşıtı gösterileri yayımlayıp bunları, Rabia’tül Adeviyye’de gerçekleşen Mursi yanlısı gösteriler olarak anlattı.
Bağımsız ve özel sektör sahipliğinde olsalar bile medya kuruluşları, nihayetinde bulundukları devletin ekonomik, siyasi ve entelektüel yapısının parçasıdır. Bu kuruluşların menfaatleri ve elde ettikleri kâr, o devletin çıkarlarından etkilenir veya bu çıkarlara göre değişir. Dolayısıyla bu kuruluşlar, hükümetlerinin resmi pozisyonunda gömülü ince sinyallerden kendilerine tüyo çıkarır. Sonuçta gazeteciler de hem duygusal hem pragmatik bakımdan aynı çıkarlar bütününe ait kişilerdir. Karar vericilere yakın olmak, gazeteciler için hayati bir konudur. Zira o kişiler, önemli haber kaynaklarıdır.
30 Haziran olayları, ABD yönetimi ve Batı medyasının Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler hükümetinin halk gösterileriyle düşürülebileceği fikrini kabullenmekte ne kadar zorlandığını gösterdi. Onların mantığı şöyle çalıştı: Madem muhalefet milyonlarca insanı harekete geçirip sokağa dökebiliyor, neden aynı şeyi seçimler için yapıp meclis çoğunluğunu ele geçirmiyor ve böylece yeni bir hükümet kurup Mursi’yi birkaç ay içinde Anayasa’yı değiştirmeye zorlamıyor? 30 Haziran gösterileri, Mısır ve belki de dünya tarihindeki en kalabalık gösteriler olmasına rağmen bunlar, medyada sınırlı bir şekilde yansıtıldı. Bazı yabancı gazeteciler, kendini tutamayıp kalabalığın büyüklüğünü kişisel Twitter hesaplarında kendi adına kayda geçirdi.
Komplo teorileri bir yana, Mısır ve devrimcilerin, devrimin bu dalgasında neden dünya kamuoyunun sempatisini kazanamadıklarını tahlil etmek önemlidir. Batı kamuoyu, genel olarak askerin siyasete karışmasından hazzetmediği gibi, ocak 2011 devriminden- hatta belki de bundan da önce- Mısır’da hâkim olan ve “meydan demokrasisi” olarak bilinen değişim modeline alışık değildir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.