14 Ağustos'ta Başbakanlığın Mısır'daki geçici hükümete karşı yayınladığı sert bildiri sonrasında CNN muhabiri Ivan Watson söyle bir tweet attı: “Tencere dibin kara seninki benden kara, Türkiye Başbakanı Erdoğan, Mısır güvenlik güçlerini 'barışçı protestoculara karşı güç' kullandıkları için kınadı.”
Watson’a, Başbakan’ın danışmanlarından olan İsmail Cesur’dan anında cevap geldi “Pardon Ivan, biz vandalları ve provokatörleri 'barışçıl gösterici' olarak kabul etmiyoruz. Tarafsız izleyip, aradaki farkı görmeye çalışın.”
Gezi Parkı protestolarına ya da herhangi bir iç muhalefete karşı Türk politikacılarının kızgınlığını gözlemleyebiliyoruz. Erdoğan’ın Gezi Parkı protestocuları konusunda düşünceleri de teröristlik, kemirgenlik ve vandallık arasında gidip geliyor. Pek çok uzman Erdoğan’ın gelecek seçimlerden de en çok oyu alarak çıkacağını düşünürken, neden Erdoğan protestolardan bu kadar korkuyor?
En mantıklı cevap Erdoğan’ın güçlü bir muhalefetten korkusu olabilir. Bu kaygıya en iyi çare muhalif grupların bir kısmını yanına çekmek ve seçimi kazanmak için uzlaşmaya varmaktır. Ancak Erdoğan’ın Gezi protestoları sırasında ve sonrasında yaptığı konuşmaları dikkatlice analiz ettiğimizde, muhalif seslerin taleplerini ciddiye almadığını görüyoruz. Erdoğan, muhaliflerin oylarını alıp almamayı dert etmiyor. Nitekim, hâlâ “ne istiyorlar, neleri eksik” diye sorguluyor. Erdoğan’ın en büyük korkusu İslami kesimdeki bazı grupları kaybetmek, ki biz bu gruplara “endişeli İslamcılar/Müslümanlar” diyebiliriz. Son on yılda, biraz da AK Partinin yardımıyla, Türkiye'deki dindarların sayısı arttı. En azından daha genç seçmenler İslami değerlere daha duyarlılar. AK Parti, kamusal alanı pek çok dini gruba, politikaya karışmamaları kaydıyla açtı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.