Bir bakanın kendi portföyünü zora sokan açıklamalarda bulunması elbette ki alışılmış bir durum değil. Türkiye’nin AB Bakanı ve Baş Müzakerecisi Egemen Bağış’ın ülkesinin büyük olasılıkla hiç bir zaman AB üyesi olamayacağını, buna karşın bir gün Norveç gibi üye olmadan Birlik ile ilişkili olacağını belirtmesi bu nedenle dikkat çekicidir.
Ukrayna’nın Yalta kentinde geçtiğimiz günlerde düzenlenen AB konulu bir konferans sırasında konuşan Bağış’a soracak olsanız, Türkiye’nin AB üyeliğini zora sokan tek neden var. O da son olarak Olimpiyat oylamasında da ortaya çıkan Müslüman karşıtlığı ve önyargılar. Özetle Bağışa göre Batı’daki bu önyargılar dağılmadıkça Türkiye’nin tam üyeliği zor görünüyor.
Avrupa’da bugün bu önyargıların olmadığını iddia etmek elbette ki saflık olur. Bunları besleyen başlıca unsurun günümüzde antisemitizmin yerine almış olan “İslamofobi” olduğunu inkar etmek de güç. Avrupa’nın kendi tarihi de zaten, ekonomik çöküntü, toplumsal özgüven kaybı ve siyasal istikrarsızlık dönemlerinde yabancı düşmanlığı ve ırkçılık gibi sosyal patolojilerin hortladığını en acı şekilde göstermiştir.
Fakat Avrupa’da bu çirkin olgunun bugün de kendisini çeşitli düzeylerde ve farklı şekillerde belli ediyor olması Bağış’ın sözlerini tek başına haklı kılıyor mu? Burada sorulması gereken asıl soru budur. Özetle Türkiye’nin kendisi, bugün durma noktasına gelmiş olan AB perspektifi uğruna üzerine düşenleri zamanında ve gerekli şekilde yapmış mıdır?
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.