Net bir referans noktası olmadan siyasi müzakere yürütmenin bir sakıncası, tarafların- özellikle de güçlü olanın- oyunun kurallarını keyfi olarak değiştirebilmesidir. Sahada tarafsız bir hakemin olmayışı da güçlü tarafın kale direklerini kimseye hesap vermeden sürekli değiştirmesine imkân tanır.
Filistin-İsrail müzakerelerinde olan tam da budur. İsrail, ilk olarak 1967 sınırlarını ve yerleşimlerin durdurulmasını referans olarak kabul etmeyi reddetti. İsrailli müzakereciler daha sonra ABD’li yetkililerin görüşme salonuna girmesini yasakladı.
Varılan mutabakata göre, müzakereler dokuz ay sürecek. İsrail açısından müzakereler pekâlâ dokuz yıl da sürebilir, yeter ki bu süreç işgali maskelesin. Ancak Filistinliler için bunun anlamı, müzakereler sürerken İsrail’in gelecekteki Filistin devletine ait olan topraklara el koymaya devam etmesidir.
İsrail’in Oslo öncesi tutuklananları bu dokuz aylık süre içinde dört safhada serbest bırakmayı kabul etmesi, Filistinlilerin müzakerelerden hiçbir koşulda ayrılamayacağını garanti etmiş oldu. Tutukluların serbest bırakılması aslında İsrail’in 1999 Şarm El Şeyh Anlaşması’nda yer alan eski bir taahhüdüydü. Buna rağmen Filistin tarafı, karşılık olarak dokuz aylık süre boyunca BM üyeliğine yönelik yeni girişimlerde bulunmamayı kabul etti.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.