İşsizlikle boğuşan hoşnutsuz bir halkı hiçbir şey kaçak göçmenlerin derdest edilip götürülmesi kadar memnun edemez. Hükümetler zor dönemlerde iş başında görünmek ister, sıkıntı çeken toplum da yüzlerce kaçak göçmenin sınır dışı edilmesini mutlulukla izler. Bu krizden bir süreliğine sözde bir milliyetçilik havası doğar, peşinden gelen çatışma ve ölüm haberleriyle de çok geçmeden buharlaşır. Kaçak göçmenler “yabancı” olanın mükemmel bir temsilcisidir ve daima iyi bir günah keçisi olmuştur. Adi suçlardan tutun da yerel halkın işlerini kapmaya kadar her türlü olumsuzlukla suçlanabilecek birer düşmandır.
Suudi hükümeti de kaçak göçmenlere ülkeyi terk etme veya vize durumlarını düzeltme uyarısı yaptıktan sonra harekete geçmeye karar verdi ve çeşitli ülkelerden Riyad’la Cidde’ye gelen binlerce kaçağı tutukladı. Baskınlar sırasında güvenlik güçleriyle göçmenler arasında ölümler yaşandı. Göçmenlere sığınak olan Riyad’ın en fakir bölgelerinden gelen çatışma görüntüleri hızla yayıldı. Kimi Suudiler durumdan vazife çıkararak emniyet güçlerine yardım etmeye koştu, kimisi ise bu dramatik sahneleri uzaktan izleyerek sadece tezahüratta bulundu. Suudi bir vatandaş, köhne bir binanın Etiyopyalı göçmenlerden “kurtarılmasına” katıldığını övünerek anlatacak kadar ileri gitti. Baskınların akabinde, ülkenin yabancı tehdidinden arındırılması konusunda hemen görüş birliği oluştu. Zira bu yabancılar, sık sık çete kurup adi suçlar işlemekle, yerel tüketime dönük içki üretmekle ve fuhuş şebekeleri yönetmekle suçlanıyor.
Oysa kaçak göçmenler, onların çaresiz, kayıt dışı durumundan ve düşük maaş taleplerinden yararlanan birçok Suudi vatandaşı ve ülkede çalışan yabancılar tarafından da istihdam ediliyor. Ancak, doğal olarak hiç kimse bu durumla açıkça yüzleşmeye yanaşmıyor. Kaçak göçmen çalıştıranlar, genellikle dışarıdan işçi getirme izni alamayan veya bu çetrefilli ve maliyetli süreci karşılama gücü olmayan kişiler. Dışarıdan işçi getirmek, zengin ve torpilli olanlara ait bir ayrıcalık. Hâl böyle olunca ülkede bir ucuz iş gücü piyasası oluşuyor. Bu piyasada emeğini satanlar da göçmenlik kanunlarının yanlış tarafına düşmüş ve kendini bir anda merdiven altında bulan insanlar.
Bu çok tanıdık hikâye, ekonomik, siyasi ve toplumsal etmenlerin birleştiği bir gerçeğe işaret ediyor. Suudi ekonomisi ve refah düzeyi, hem yasal hem kayıt dışı yabancı iş gücüne bağımlı. Suudi nüfusunun üçte biri, yani yaklaşık 8 milyon insan, hem nitelikli hem niteliksiz işlerde çalışan yabancılar. Petrolün bulunmasından önce Suudi Arabistan göç veren bir ülkeydi. Birçok Suudi, işçi veya tüccar olarak geçimlerini yurt dışında sağlardı. Bu süreçte Mısır’dan Hindistan’a kadar ticari ağlar oluşturdular. Süveyş Kanalı 19. Yüzyılda inşa edilirken kanalın kazılmasında Suudi işçiler çalışıyordu. Orta Arabistan’ın tacirleri ise ta Bombay’da ticarethaneler kurup kâr etmeye çalışıyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.