Halk Savunma Birlikleri (YPG), 27 Eylül’de Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) liderlerinden Ebu Ömer El Çeçen’le örgütün 15 mensubunun öldürülmesini üstlendi. Bu olay, bitmeyen Suriye savaşından gelen sıradan bir haber gibi görünse de yankıları, Orta Doğu’nun epey uzağında başka bir istikrarsız nokta olan Kuzey Kafkasya’ya kadar uzandı.
Kuzey Kafkasya’nın karmaşık etnik yapısı, bölgeyi Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana istikrarsızlaştıran çatışama, isyan ve terör ortamını daima derinleştirmiştir. Kuzey Kafkasya’nın etnik grupları arasında dışarıda en çok Çeçenler ve Çerkezler tanınıyor. Zira her ikisinin yurt dışında büyük diasporaları var. Ayrıca, Çeçenler bağlamında iki savaş yaşanırken, Çerkezler bağlamında ise soykırım konusu gündemde. Ancak, bölgesel varlığı pek bilinmeyen, ama önemi gittikçe artan ve Rusya’nın Orta Doğu politikasında sürpriz etkiler doğurabilecek bir grup daha var: Kürtler.
Tarihsel olarak Kuzey Kafkasya’nın yabancısı olmasalar da Kürtler bölgedeki etnik mozaiğin en ufak parçası. 1990’ların başındaki Ermenistan-Azerbaycan savaşı nedeniyle çok sayıda Kürt mülteci, komşu ülke Rusya’nın özellikle güney ve iç bölgelerine akın etti. 2010 nüfus sayımına göre, Rusya’da yaklaşık 23 bin 200 Kürt ve Kürt kökenlerini kabul etmekle birlikte kendilerini ayrı bir halk olarak tanımlayan yaklaşık 40 bin 600 Yezidi var.
Kimlik ve kültürlerini yaşatmak isteyen Kürtler, zaman içinde Rusya’nın en büyük iki şehri Moskova ve Saint Petersburg’da kültür merkezleri kurdu. Bu arada, bölgedeki toplumsal ve siyasi süreçlerde sınırlı etkiye sahip oldukları için yerel makamların radarına takılmadılar. Ancak Suriye’deki savaş, Türkiye’deki gerginlikler ve Irak’taki derin ayrışma nedeniyle Kürt konusu Rusya açısından daha geniş bir uluslararası boyut kazanıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.