İsrail Yüksek Mahkemesi binası, 16 Şubat’ta arı kovanı gibiydi. Yerli ve yabancı medyadan onlarca gazeteci, dokuz kişilik özel yargıçlar heyetinin Boykot Yasası’nı görüştüğü salona doğru ilerliyordu. Bir önceki Knesset’in temmuz 2011’de kabul ettiği yasa, İsrail veya “İsrail kontrolünde bir bölge” ile – yani işgal edilen topraklardaki yerleşimlerle – bağlantılı bir kişi veya kuruluşa yönelik kültürel, akademik veya ekonomik boykot çağrısı yapanlara para cezası verilmesine olanak tanıyor.
İnsan hakları örgütleriyle birkaç bireysel başvurucudan oluşan davacılar, boykotun demokratik toplumun meşru bir protesto aracı olduğunu iddia ederek yasaya savaş açtı.
Davacılar, yasadaki yaptırımların – mağdurların zarar gördüklerine dair kanıt aranmaksızın tazmin edilmesi, boykot çağrıcılarının kamu ihalelerine katılım ve kamu fonlarından yararlanma konusunda kısıtlanması – barış aktivistlerini siyasi faaliyetlerden caydırdığını iddia etti.
Devletin temsilcileri ise yasanın ifade özgürlüğünü zedelediğini kabul etmekle birlikte, boykot çağrısı yapmanın “ifade özgürlüğünün özünde” yer almadığını ve meşru bir siyasi söylem olmadığını iddia etti.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.