Sadr hareketinin lideri Mukteda El Sadr’ın siyaseti bıraktığı açıklaması, Irak’ta siyasi çevrelerde ve halk arasında çeşitli tepkilere, Sadr’ın niyetine dair yoğun tartışma ve spekülasyona yol açtı. Kimilerine göre bu adım, Sadr hareketini siyasi bir güç olarak bitirdi. Başkalarına göre ise bu karar, Sadr’ın daha önce de açıklayıp ama sonra vazgeçtiği “emekli olma” veya “inzivaya çekilme” kararlarının bir yenisi.
Sadr bu açıklamasından iki gün sonra 18 Şubat’ta yaptığı konuşmada, siyaseti tamamen bırakmaya niyetli olmadığının, muhtemelen seçimler öncesi kendini siyaseten yeniden konumlandırmaya çalıştığının işaretlerini verdi.
Konuşma, katıksız bir siyasi konuşmaydı. Irak siyasetinin başarısızlıklarından söz eden Sadr, Başbakan Nuri El Maliki’ye yüklenerek onu “diktatör” ve “zalim” olarak tanımladı. Sadr, parlamentoyu da güçsüz bir kurum olarak niteleyerek milletvekillerinin sırf kişisel çıkar peşinde olduğunu söyledi. Maliki’nin “Doğu’dan ve Batı’dan” – yani İran ve ABD’den – aldığı desteğe hayret ettiğini belirtti. Bu ifade, İran’ın Şii siyasetçilere Maliki’ye üçüncü defa seçilmesi için destek vermesi yönünde baskı yaptığı iddialarını güçlendiriyor olabilir. Ancak şu da mümkün: Böyle bir baskının beklentisi içinde olan Sadr, Şii blokuyla arasına alenen mesafe koyarak ilerideki baskıyı bu şekilde savuşturmaya çalışıyor olabilir.
Sadr, siyasi ofislerini kapatıp Ahrar blokundan çıkma kararına gerekçe olarak Sadr ailesinin mirasını, dini ve manevi konumunu sürdürme arzusunu gösterdi. Sadr bu gerekçeyle, Sadr bloku mensuplarının davranışlardan hoşnutsuz olduğuna, bunların parasal ve siyasal yolsuzluklara karıştığı iddialarına öfkeli olduğuna işaret etti.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.