Türkiye’nin ‘aktif dış politika’ esprisiyle yürüttüğü dışa açılım siyasetinin ‘soft power’ boyutunun en dikkat çeken halkası Somali. Zihinlerde açlıkla özdeşleşen Somali, insanlık vicdanının en rahat harekete geçirilebileceği bir yer. Nitekim Başbakan Tayyip Erdoğan 19 Ağustos 2011’de, tam da ramazanda Türk halkının iftarı iple çektiği bir günde Mogadişu’ya insani yardım çıkarması yaparak vicdanları sarstı. Zamanlama ve “İlk kez bir yabancı lider Somali’ye uçtu” başlığı altındaki tanıtım bombardımanı etkili oldu.
Kızılay ve ‘Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) yanı sıra sivil toplum kuruluşları, uluslararası aktörleri “Türklerin derdi ne” diye işkillendirecek düzeyde bir seferberliğe girişti.
Kutu kutu nakit
Sarsıcı imgelerle yükselen Türk gardının yine sarsıcı bir imgeyle düştüğünü görüyoruz: Reuters, 14 Şubat’ta Türkiye’nin Somali hükümetine her ay doğrudan yaptığı 4.5 milyon dolarlık nakit yardımını 2013 sonu itibariyle kestiğini duyurdu. Herkes yardımın kesilmesinden ziyade paraların kutular içinde elden teslim edilmiş olmasıyla ilgilendi. Algıdaki seçiciliğin nedeni de açık: 17 Aralık 2013’teki yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda tutuklanan Halkbank Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde ayakkabı kutularına saklanmış milyonlarca doların çıkması nedeniyle ‘kutular’ hükümet aleyhine eleştirilerin simgesi haline geldi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.