HALEP, Suriye — Suriye’de uzayıp giden iç savaşta her iki tarafın sistematik bir taktik olarak kullandığı ürkütücü bir eğilim baş gösteriyor: Masum sivillerin bilinçli şekilde hedef alınması. Şiddetin aşikâr bir unsuru olan mezhepsel kimliğin dışında, Suriye’de bir insanın cezasını çektiği en büyük suç, taarruz altındaki bir kent, köy veya mahallede oturacak kadar talihsiz olması ve otomatik olarak orayı kontrol edenin yandaşı sayılmasıdır. Bu, elbette ki savaşta izlenecek mantıklı bir yol değildir. Savaştaki stratejik amaç, halkın desteğini azami ölçüde kazanmak, geniş toplum kesimlerini küstürmemek olmalıdır. Ancak Suriye’de savaşan taraflar, öfke ve kinlerini kusmanın en kolay yolu olarak masum insanlara hınçla saldırmayı seçmiş görünüyor.
Halep’in Şeyh Maksut Mahallesi, bu insanlık dışı mücadelenin akılsızlığını gözler önüne seren bir örnektir. Mahalle, Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a bağlı güçlerin elindeyken yakındaki Bustan El Başa bölgesindeki isyancılar, rejim yanlısı milislerin yuvası olduğu gerekçesiyle mahalleyi sürekli top ateşine tuttu. Ölen ve yaralananlar çoğunlukla sivillerdi. İsyancılar, mart 2013’teki taarruzlarında mahalleyi ele geçirince bu defa rejim güçlerinin ateşi başladı, zarar görenlerin çoğu yine masum insanlar oldu.
Aynı bölgede, aynı sivil insanları hıyanet gerekçesiyle bombalayan tarafların bunu mantıksız bulmamış olması, ipleri elinde tutanların nasıl hastalıklı bir zihniyette olduğunu açıkça yansıtıyor. Kendi soydaşlarını, zevk alırcasına bu anlamsız ve kanlı saldırılara maruz bırakan muharip taraflardan da kötüsü, bunların koyu destekçileridir. Sivillere karşı daha da çok şiddet kullanılmasını isteyen bu cenah, savaşın insanları nasıl insanlıktan çıkardığının örneğidir. Mesela rejim yanlısı bir grup, kimyasal silahların henüz teslim edilmeyen yüzde 7’lik bölümünün doğu Halep’i “temizlemek” için kullanılmasını isterken, isyancıların bir destekçisi koordinat soran topçuya herhangi bir tarafa ateş edebileceğini, Halep’in tamamının meşru hedef olduğunu söyleyebiliyor.
Oldukça aşina hâle gelen bir başka savaş suçu, karşı tarafın kontrolündeki kent ve bölgelerin topyekûn kuşatılması ve insanların bilinçli olarak açılığa mahkûm edilmesidir. Guta, Humus ve Yermük’ün rejim güçlerince kuşatılması epey yankı uyandırmıştı. Ama isyancıların Halep’in kuzeyindeki Şii kasabaları Nibol ve Zahra’yı kuşatması, 3 Mayıs’ta da Halep merkezinde üç milyon kişinin suyunu kesmesi pek konuşulmadı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.