Ana içeriğe atla

ABD ile İran arasındaki güvenlik iş birliği Irak’ı kurtarabilir

Irak’ta Şiilerle Sünniler arasında yaşanan bölünme, tüm bölgeyi istikrarsızlaştıran topyekûn bir mezhep savaşına dönüşmeden Tahran ve Washington bu krizi yönetmek için birlikte harekete geçmeli. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Militant Islamist fighters on a tank take part in a military parade along the streets of northern Raqqa province June 30, 2014. Militant Islamist fighters held a parade in Syria's northern Raqqa province to celebrate their declaration of an Islamic "caliphate" after the group captured territory in neighbouring Iraq, a monitoring service said. The Islamic State, an al Qaeda offshoot previously known as Islamic State in Iraq and the Levant (ISIL), posted pictures online on Sunday of people waving black flags

Tam bir kaosa doğru sürüklenen Suriye ve Irak, savaş ağalarının yönettiği, radikal terör gruplarının cirit attığı Somali benzeri “düşkün devletler” olma yolunda ilerliyor. ABD Başkanı Barack Obama’nın 22 Haziran’da ifade ettiği gibi Irak ve Suriye’de bazı bölgeleri ele geçiren militanların önlerinin kesilmemesi durumunda güçlerinin daha da artacağına dair derin bir korku söz konusu. Böyle bir durumda Suriye’deki çalkantı nasıl Irak’a yayıldıysa, bu belanın da mantık gereği diğer ülkelere sıçraması ve tüm bölgeyi istikrarsızlaştırması beklenebilir.

Son gelişmelerin doğurabileceği bir başka büyük tehlike, Irak’ta Sünnilerle Şiiler arasında yaşanan bölünmenin teröristlerce kullanılması ve topyekûn bir mezhep savaşına dönüşmesidir. Bu senaryoda, Irak’taki yerel çatışma muhtemelen bölgesel bir savaşa dönüşür ve devletlerden tutun da silahlı örgütlere kadar birçok dış aktör bu savaşın içine çekilir.

Irak’a asker gönderme fikrini reddeden Obama “daha hedefli bir strateji” uygulamayı önerdi. Bu stratejiyi de “yerel kolluk kuvvetleri ve askerlerle ortaklaşmak ve onları işlerini yapabilmeleri için eğitmek” şeklinde ifade etti. Aslına bakılırsa ABD, milyarlarca dolara mâl olan bu yöntemi son on yıldır zaten uyguluyor. Bu yatırım ve çabaların bugün vardığı nokta, Irak silahlı kuvvetleri ve polis gücünün Musul’u terk etmesi, ülkenin ikinci büyük şehri ile birlikte Anbar’ın başka kentlerini işgal eden militanlara boyun eğmesi oldu.

Basra Körfezi’nde yer alan bazı Arap ülkelerindeki şahısların İslam Devleti’ne (eski adıyla Irak-Şam İslam Devleti) yardım ve mali destek sağladığı herkesçe bilinen bir sır.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish