Gül ‘paralel devlet’le savaşır mıydı?
Türkiye’nin “paralel devlet” problemini demokrasiyi, hukuku ve sosyal barışı tahrip etmeden aşabilmesi için, Abdullah Gül’ün ılımlı yaklaşımı zorunludur.
AK Parti’nin önde gelen gayrı-resmi ideologlarından Etyen Mahçupyan, Al Jazeera Turk için kaleme aldığı ve “Yeni Ak Parti”yi tarif eden makalesinde şöyle yazdı:
“AKP bugün sadece yeni bir başbakan seçmiyor. Çözüm Süreci'nin devam ettirilmesini, Hizmet Hareketi’nin bürokrasi içindeki kadrolarının temizlenmesini ve yeni anayasanın hayata geçirilmesini garanti edebilecek yeni bir kadro ve çalışma modalitesi oturtmaya çalışıyor. Parti içinde, tabanında ve seçmenler arasında Gül’ün bu 'zorunlu hareketler' bağlamında yetersiz kalabileceği kuşkusunu taşıyan epeyce geniş bir kitle var.”
Yani, “yeni AK Parti”nin önünde üç büyük mücadele vardı, fakat Cumhurbaşkanlığı görevi biten Abdullah Gül’ün bu konularda “yetersiz” kalacağı fikri de vardı. Parti’nin ilk başbakanı olan Gül, tabandaki büyük popülaritesine rağmen, bu yüzden dışlanıyordu.
Bu “üç büyük mücadele”den asıl önemli olanının, Mahçupyan’ın kibarca “Hizmet Hareketi’nin bürokrasi içindeki kadrolarının temizlenmesi” dediği mesele olduğuna hükmetmek sanırım yanlış olmaz. (Çünkü Gül’ün “çözüm süreci”ne desteği aşikâr; “yeni Anayasa”dan kasıt da AB standartlarında bir anayasa ise, Gül yine bunun en büyük destekçisi olacaktır.)