Türkiye uzmanları geçtiğimiz on yılda siyasetin başlıca fay hattı olarak laiklerle dindarlar arasındaki bölünmeye işaret ederlerdi. Batılılaşmış laikleri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP); daha dindar, muhafazakar insanları ise Ak Parti temsil ediyordu. Resmi kurumlarda başörtüsü yasağı gibi iki taraf arasındaki kemikleşmiş çekişmeler de bu “kültür savaşı”nın bir yansımasıydı.
Ancak bugünün Türkiye’sine baktığımızda, siyasetin artık dindarlar ve laikler arasında bölünmediğini görüyoruz. Şu anki bölünme Erdoğan yanlıları ile Erdoğan karşıtları arasında ve iki grupta da hem dindar hem laik kesime mensup sesler var.
Geleneksel dindar Müslümanların –yani sıkça camilere giden, alkol kullanmayan ve başını örtenlerin - çoğunun halen Erdoğan’ı destekledikleri aşikar. Pek çok dini cemaat ve tarikat da Erdoğan’ı destekliyor. Fakat, Erdoğan karşıtı kampta da önemli İslami aktörler var ve bunların başında üye sayısı bir kaç milyonu bulduğu tahmin edilen Fethullah Gülen cemaati geliyor. Bir zamanlar Erdoğan’ın en yakın müttefiki olan Gülen cemaatinin, örtük bir “darbe girişimi” diye nitelenen yolsuzluk soruşturmalarıyla birlikte Erdoğan’ın en büyük düşmanına dönüştüğü malum.
Ancak Gülen hareketi Erdoğan’a karşı olan ya da en azından eleştirel yaklaşan tek İslami aktör değil. Saidi Nursi’nin(1878-1960) eserlerini benimseyen köklü hareketlerden Nurcuların bir kolu olan Yeni Asya cemaati de bu kampta yer alıyor. Cemaatin çıkardığı Yeni Asya gazetesi Erdoğan’ın otoriter politikalarına yönelik güçlü eleştiriler yükseltiyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.