Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ardından ülke tarihinin en güçlü adamı ilan edilen 12’nci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Ağustos’taki yemin törenine temsilci gönderen 90’ı aşkın devletin arasında İsrail Devleti yoktu. Aynı şekilde, Ankara’ya gönderilen onlarca tebrik telgrafının içinde Kudüs’ten bir mesaj yoktu. Erdoğan seçim kampanyasında İsrail’e kaba saldırılarını sürdürürken İsrail Gazze’de Hamas’la savaşıyordu. Türkiye de 24 Temmuz’da göreve başlayan yeni İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in yemin törenini tümüyle göz ardı etmişti.
Rivlin’in tıpkı selefi Şimon Peres gibi İsrail-Türkiye ilişkilerinin onarılmasına güçlü destek verdiğine şahitlik edebilirim. Rivlin, seçim kampanyasında bile bunu açıkça dile getirmekten çekinmedi. O günlerde Türkiye ile ilişkilerin düzeleceğine dair bir nebze iyimserlik vardı. Ama yine de böyle bir açıklamanın halk nezdinde puan topladığı pek söylenemez.
Şöyle bir varsayımda bulunmak yanlış olmaz: Rivlin, yemin törenine katılmasının krizden çıkış için ivme sağlayacağına inansaydı Türk hükümetinin Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği’ne ilettiği resmi temsilci davetini memnuniyetle kabul ederdi.
Erdoğan, iki gün sonra Zafer Bayramı vesilesiyle verdiği davette Türkiye’de görev yapan üst düzey diplomatları da ağırladı. Hatta İsrail temsilcisiyle tokalaşıp nazikçe birkaç kelime etti. Bu temsilci, İsrail maslahatgüzarı Yossi Levy-Sfari’ydi. Erdoğan ve o dönem dışişleri bakanı olan mevcut Başbakan Ahmet Davutoğlu, diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürerek Tel Aviv’deki Türk büyükelçisini geri çağırıp Ankara’daki üst düzey İsrail temsilcilerini de istenmeyen adam ilan ettiğinden bu yana İsrail’in Ankara’daki en kıdemli diplomatı maslahatgüzar oluyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.