Üçüncü İntifada... Bir yılı aşkındır bu konu konuşuluyor. Üçüncü İntifada’nın eli kulağında olduğu, patladığı zaman öncekilerden çok daha şiddetli ve yıkıcı olacağı söyleniyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) üst komuta kademelerinin yaptığı düzenli durum değerlendirmelerinde zorlu ekonomik koşulların, diplomatik ufuk eksikliğinin, genel umutsuzluk ve “çıkış yok” hissiyatının böyle bir olayı tetikleyebileceği uyarısı yer almıştı. 2o13’te yayımlanan Şin Bet değerlendirmesinde ise Batı Şeria’da huzursuzluğun arttığına dair kaygı verici bilgiler yer aldı, örgütsel desteği olmayan yalnız teröristlerin tek başına saldırlar düzenleyebileceğine işaret edildi. Hatta bu değerlendirmelerden hareketle terör oluşumlarına dair emareler ortaya çıkar çıkmaz bunların takip edilip önlenmesi için İsrail ve Filistin Yönetimi arasında daha yakın bir iş birliğine gidildi.
Ancak görünen o ki İsrail güvenlik teşkilatı bunca zamandır beklediği, hakkında uyarılarda bulunup hazırlık yaptığı Üçüncü İntifada’nın Kudüs’te patlak vereceğini ve bu şiddette olacağını düşünmemişti.
22 Ekim ve 5 Kasım’da yayaların üzerine araç sürmek suretiyle düzenlenen terör saldırılarında üç İsrailli hayatını kaybetti, birçoğu da yaralandı. Tapınak Tepesi İnananları isimli grubun önde gelen üyelerinden sağcı aktivist Yehuda Glick’e 30 Ekim’de düzenlenen suikast girişimini de eklersek tereddütte yer kalmıyor: Hâlihazırda İkinci İntifada’ya benzeyen yeni bir “Mescid-i Aksa İntifadası” yaşanıyor. Olayların savaş sahnesi de çıkış sebebi de Kudüs. Daha net söyleyecek olursak Tapınak Tepesi (Harem-i Şerif), Kudüs’teki intifadanın tetikleyicisidir. Kudüs’teki iki araç saldırısını düzenleyen teröristlerin yakınlarının sözleri de bizi bu sonuca götürüyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.