Her ay düzenli olarak bir araya gelen Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 30 Ekim’deki toplantısı 10 saat 25 dakika sürerek tarihi bir rekora imza attı. Basın da bu MGK’ya son zamanlardaki toplantılara kıyasla daha çok ilgi gösterdi, zira “Kırmızı Kitap” ya da diğer adıyla Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi’nde değişikliğe gidilmesi gündemdeydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni düşmanı olan “paralel yapı” bu toplantıda bir diğer “iç düşman” olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin zengin düşmanlar tarihindeki yerini aldı.
1961 Anayasa’sı ile kurulan ve 1982 Anayasa’sı ile genişletilen MGK darbelerin ardından ordunun hamiliğinde hazırlanan iki anayasa tarafından şekillendirilmişti. Dolayısıyla da generallerin kırmızı çizgilerini seçilmiş siyasilere dayatan bir kurum olarak öngörülmüştü. Hatta 90’larda Necmettin Erbakan iktidarına karşı yapılan “post modern” darbenin karargahı da MGK’ydı.
Toplum Türkiye’nin “iç ve dış düşmanları”nın listelendiği “Kırmızı Kitap”tan da ilk kez 90’larda haberdar oldu. Aslında pek çok devletin benzer belgeleri vardır -örneğin ABD’nin listesinde El Kaide tehlikesinden bahsedilir- fakat Türkiye’nin “Kırmızı Kitap”ı biraz nevi şahsına münhasırdı. Zira burada listelenen tehditler arasında yalnızca terör örgütleri değil, siyasi ideolojiler ve toplumsal eğilimler de yer alıyordu. Bunun en tipik örneği de “bölücülük” ve “irtica” faaliyetlerine yapılan atıftı. Hatta generaller olası bir Hristiyanlaşmanın Türk ulusal kimliğine zarar vereceğini düşünerek, 2000’lerin başında bunlara bir de “misyonerlik faaliyetlerini” eklemişlerdi.
Bir diğer deyişle, kimileri tarafından “hükümet üstü bir anayasa” olarak görülen “Kırmızı Kitap” Türkiye’deki otoriter devlet ideolojisinin bir simgesiydi. Bu ideolojinin baskıladığı İslamcıların, muhafazakarların, liberallerin, solcuların ve Kürtlerin “Kırmızı Kitap”a muhalefetleri de buradan kaynaklanıyordu. Bu muhalefet, 2000’li yılların sonlarında orduyu kademeli olarak gerileten ve MGK’da üstünlük kazanan Ak Parti iktidarında vücut buldu. Erdoğan “Kırmızı Kitap”ın yenilendiğini ve çok daha liberal bir görünüme kavuştuğunu 2010’da muzaffer bir edayla ilan etmişti. “Bundan sonra iç tehdit olmayacak” diyen Erdoğan “komşularla sıfır sorun” politikası sayesinde “dış tehditlerin” de yeniden düzenleneceğini açıklamıştı. Erdoğan'a göre “yapay kaygı ve korkular” devri bitmişti artık.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.