Yıl boyunca büyük şehirlerin sokak ve caddelerine dağılan Suriyeli dilenciler son 1 aydır görünmüyor. Biberonlu bebekleriyle köşe başlarına oturmuş genç kadınlar, dil bilmediği için yoldan geçenleri durdurup elini açan ve gözünün içine bakan çocuklar, sıkıntıları yüzlerinde insanlar. Kimi vicdanları sızlatıyor, kimi kızdırıyordu. Bazıları kırmızı ışıkta duran otomobillerin kapılarını zorlayıp para istiyordu. Birkaç kez zabıta ekipleri tarafından toplanarak otobüslerle Güneydoğu’daki kamplara gönderildiler. Sonra kaçıp tekrar büyük şehirlere döndüler.
Türkiye’ye geldiklerinde geçici oldukları düşünülmüştü. Zaman geçtikçe görüldü ki Suriye’deki iç savaş kısa sürede sona ermeyecek ve gelenler gitmeyecek. Dilenci sorunu da toplama yöntemiyle çözülmeyecek.
Nisan 2011’den beri düzensiz, pasaportsuz ve yasa dışı yollardan Türkiye’ye giriş yapan Suriyeliler için 22 Ekim 2014 tarihinde yönetmelik çıkarıldı. Mültecilere hangi hizmetlerin, nasıl sunulacağı belirlendi. O güne kadar “misafir” kabul edilen mültecilerin tanımı “geçici koruma altına alınanlar” diye değiştirildi. Ayrıca kimlik belgesi verilmesi, barınma merkezlerinde ve dışarıda kalacakların ikametlerine yerleştirilmeleri gibi esaslar oluşturuldu. Sağlık hizmetleri, iş edindirme, tercümanlık gibi hizmetlere ilişkin düzenleme yapıldı.
Yönetmeliğin ardından “biyometrik kayıt” adı altında fişleme çalışması başladı. Kimlik kayıtları, avuç içi damar haritası ve parmak izleri alındı. Bu çalışma mültecilerin kalıcı olmaya hazırladığını gösteriyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.