Ana içeriğe atla

İktidar niçin Batı karşıtı oldu?

Son iki yılda AK Parti dünyasında hızla gelişen Batı karşıtlığı, Batı’nın “emperyalist” dış politikalarına tepkiden ziyade, Batı’nın “iç işlerimize” sürekli karışıp durmasıyla ilgili.

Supporters hold up a portrait of Turkey's Prime Minister Tayyip Erdogan while waving Turkish and AK Party (AKP) flags during an election rally in Istanbul March 23, 2014. Erdogan, rallying hundreds of thousands of cheering supporters in Istanbul, said on Sunday that political enemies accusing him of corruption would be crushed by their own immorality. REUTERS/Murad Sezer (TURKEY - Tags: POLITICS ELECTIONS) - RTR3I96X

Son iki yıldır Türkiye’deki iktidar partisinin ve “iktidar medyası”nın dilini izleyen herkes, bunun giderek artan bir Batı karşıtlığı üzerine bina edildiğini görebilir. Bilhassa Haziran 2013’teki Gezi olaylarından bu yana, Tayyip Erdoğan ve çevresinin temel söylemi, Batı kaynaklı “komplolar” ve bunlara karşı cesurca direnen “milli irade” üzerine kurulur.

Ancak iktidar partisinin 14 yıllık tarihini izleyen bir gözlemci, bunu şaşırtıcı da bulabilir. Çünkü AK Parti, kurulduğu 2001 yılında, kendisini Batı karşıtlığı üzerinden tanımlamamış, aksine öyle bir geleneğe oturan “Milli Görüş gömleği”ni çıkarmıştı. 2002 yılında iktidara geldikten sonra da AK Parti’nin ilk yıllarındaki en büyük hedefi Türkiye’yi Batılılaştırmak (Avrupa Birliği’ne entegre etmek) oldu. Avrupa başkentleri, savuşturulması gereken hain komploların değil, benimsenmesi gereken “kriterlerin” kaynağıydı o yıllarda.

Nitekim 2002’den 2010’a dek uzanan bu dönemde Türkiye’deki en koyu AK Parti karşıtlığı kendine “ulusalcı” diyen Batı düşmanı laik çevrelerden geldi. “Ne ABD, ne AB, tam bağımsız Türkiye” sloganına yaslanan bu çevreler, Erdoğan iktidarını Türkiye’yi “emperyalizme peşkeş çekmekle” suçluyordu. 2007 yılının best seller kitabı, Erdoğan’ı Siyon Bilgeleriyle işbirliği içindeki bir “gizli Yahudi” ilan eden “Musa’nın Çocukları” adlı zırvaydı. “AB yerine Rusya’ya yanaşma” fikri de “Ergenekoncu” diye damgalanan ulusalcı generallerin ağzından duyuluyordu.

Peki, nasıl oldu da bu tablo son iki yılda alt-üst oldu? Niçin “tam bağımsız Türkiye” sloganları bugün AK Parti çevresinden duyuluyor? Niçin Türkiye’deki “Yahudi ajanları”na dair paranoyalar iktidarın medya ve sosyal medya araçlarıyla pompalanıyor?

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish