Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde ısrarla üzerinde durduğu iki konu var: Türkiye “başkanlık sistemi”ne geçmeli ve Merkez Bankası faiz oranlarını düşürmeli. Erdoğan’ın halkın seçilmiş lideri olarak böylesi görüşleri dile getirmesi de elbette doğal, ancak siyaset ve ekonomi bilimlerinin en temel gerçeklerini yeniden tanımlama gayreti biraz aşırı.
Öncelikle ilk konuyla başlayalım: Başkanlık sistemi. Cumhurbaşkanı ve danışmanları bu fikri savunmaya iki yıl kadar önce, yani Erdoğan’ın üç dönem başbakanlık yapmasının ardından siyasi hayatına cumhurbaşkanı olarak devam edeceğinin netleşmesinin ardından başladı. Zira mevcut parlamenter sistemde Cumhurbaşkanlığı tarafsız ve büyük ölçüde sembolik bir makam. Asıl yürütme yetkisi ise başbakanda. Gerçi bu formalite, Erdoğan’ın 10 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce de sıkça dile getirdiği “farklı bir Cumhurbaşkanı” olmasına engel olmadı. Ancak Erdoğan yine de tüm devlet (ve bazı açılardan toplum üzerinde) kurduğu fiili hakimiyetini hukuki bir zemine oturtmak istiyor. Bu da, Türkiye’nin 140 yıllık parlamenter geleneğinin yerini, hiç bir kayda değer kontrol-denge mekanizması içermeyen bir “başkanlık sistemi”nin alması demek.
Bu, kaygı verici görünüyor olabilir. Ancak bundan daha da kaygı verici bir şey var aslında: Erdoğan’ın siyaset biliminin bazı temel gerçeklerini sırf propaganda için yok sayması. Erdoğan bunun bir örneğini 27 Ocak’ta bir grup gazeteciye yaptığı açıklamayla gösterdi: “Acaba gelişmiş ülkelerin ne kadarında başkanlık sistemi var, ne kadarında yok? Görüyoruz ki tamamına yakınında var”. Bu düpedüz yanlış bir bilgiydi, zira gelişmiş ülkelerin “tamamında yakını” aslında ya cumhuriyet ya da anayasal monarşiyle yönetilen parlamenter demokrasilerdir. Birleşik Krallık, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Hollanda, İspanya, İtalya İsviçre, Kanada, Avustralya ve daha pek çok örnek sayılabilir. (Tam listeye Vikipedi’den ulaşılabilir).
Gerçekte, “gelişmiş ülkeler” arasında başkanlık sistemiyle yönetilenlerin sayısı oldukça azdır. Öyle ki ABD, liberal demokrasi tarihi köklü olan tek örnek sayılır. “Başkanlık sistemi”nin geçerli olduğu diğer ülkelerin çoğu ise ya yakın zamana dek ya da halen otoriter rejimlerle yönetilen Latin Amerika, Afrika ve Asya ülkeleridir (Tam liste için yine bkz: Vikipedi).
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.