Bugün Türkiye’yi yöneten AK Parti iktidarı, kurduğunu ilan ettiği “Yeni Türkiye” ile “Eski Türkiye” arasındaki farkı sürekli olarak vurguluyor. Bu söyleme göre, kapkaranlık bir geçmişten apaydınlık bir geleceğe açılmış durumdayız. Ne kadar kötülük varsa “eski”de bırakmış, ne kadar iyilik varsa “yeni” sayesinde bulmuş haldeyiz.
Oysa dikkatli bir göz, “Eski Türkiye” ile “Yeni Türkiye” arasında gerçekte pek çok devamlılık olduğunu görebilir. Öyle ki, “Eski Türkiye”nin en büyük öcüsü olan “irtica tehlikesi” bile, farklı isimlerle de olsa, sürmektedir bugün.
Önce “irtica” neydi, bir hatırlayalım. Batılı dillere çevrilmesi biraz zor olan bu kavram, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “gericilik” diye tanımlanıyor. Kavramın Eski Türkiye’deki siyasi anlamı ise, Kemalist Devrim’den “geriye dönüş” isteyenleri ifade ediyordu. Buna göre Atatürk, Osmanlı İmparatorluğunu yıkıp yerine laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla çok “ilerici” bir atılım yapmıştı. İşte bu harika yeniliğe direnen, eski karanlık devri özleyen kesimler de “irtica odakları”ydı.
Peki ama niçin vardı bu “irtica odakları”? Objektif bir gözlemci, bu soruya şu cevabı verebilirdi:
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.