İslam Devleti’nin (İD) Suriye ve Irak’taki çatışmalarda sağ ele geçirdiği veya teslim olmak zorunda kalan düşmanlarına (ya da harp esirlerine, Prisoner of War (POW) karşı çok acımasız olduğu ve toplu infazlarda bulunduğu bir sır değil.
Ancak Al-Monitor’un ulaştığı Irak’tan gelen bilgi ve raporlar özellikle Irak içinde çatışmaların şiddetli şekilde sürdüğü Tikrit ve civarında Irak devletinin resmi güvenlik güçlerinin de aynen İD gibi çatışmalarda sağ ele geçirdiği veya kendilerine teslim olan İD militanları ile İD’e yardım ettiği iddia edilen Sunni sivilleri infaz ettiğini gösteriyor. Son birkaç günde uluslararası medyada yer alan haber ve iddialar da bu bilgileri doğrular nitelikte.
Irak ordu güçleri gibi Irak’ta İD’e karşı savaşan Kürt Peşmergelerin ve Şii milislerin de sağ ele geçirdikleri İD militanlarını veya onlara yardım eden kişileri infaz ettikleri konusundaki haber ve iddialar da artık medyada sık sık yer alıyor. İD savaşçılarının arkasından gözyaşı döken birilerinin olmaması ve bu savaşçıların sağ ele geçirildiğinde haklarının ve can güvenliğini takip edecek bir uluslararası kurumun olmaması durumun ciddiyetini daha da arttırıyor. Ne yazık ki İslam dünyasında zaman zaman cılız sesler çıksa da insanın vicdanının sınırlarını zorlayan Irak’taki bu şiddet sarmalına toplu bir tepkinin gelmemesi çok acı. Diğer yandan, ABD’nin ise sağ ele geçirilen veya teslim olan İD savaşçılarının hukuki statüsü ve bunlara yapılacak muamele konusunda kafasının net olduğunu söylemek güç. Peki, İD militanlarının sağ ele geçirilmemesi üzerine oluşan bu üstü kapalı uzlaşma ne gibi sonuçlar doğurabilir?
Aslında öncelikle karşılıklı olarak sağ ele geçirilen ve teslim olan savaşçılara yönelik bu müsamahasız tutum sadece Irak’taki bu “kirli savaşa” has olmadığını vurgulamak başlamak gerekiyor. Uluslararası Kızıl Haç Örgütü Başkanı Peter Maurer, ulus-devlet merkezli savaş ve çatışmalarda harp esirlerinin durumunu düzenleyen 4 önemli Cenova Konvansiyonunda 175 adet anlaşma maddesi bulunduğuna dikkat çekiyor. Bu maddeler, devletler-arası savaşlarda harp esirlerinin yasal statüsü hakkında uluslararası hukukta büyük oranda yasal mevzuat oluştuğu, nispeten bir kurumsallaşma sağlandığı ve çeşitli denetim mekanizmaları kurulduğu anlamına geliyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.