7 Haziran genel seçimlerinin sonuçları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sınırsız güç arayışından kaygı duyan milyonlarca Türk'e rahat bir nefes aldırdı. Erdoğan liderliğindeki Ak Parti’nin 13 yıldır ilk kez böylesi bir kayıp yaşadığı düşünüldüğünde bu çok da yersiz bir rahatlama değildi. Zira iktidar partisi 2011 seçimlerine kıyasla en az yüzde 10’luk bir oy kaybı yaşadı ve daha da önemlisi parlamenter çoğunluğu kaybetti. Bu, Erdoğan’ın ısmarlama bir anayasayla getirmeyi planladığı başkanlık sistemine ölümcül bir darbe vurdu. Dahası, Ak Parti’nin yürütme, yasama, bürokrasi ve hatta medya üzerindeki tahakkümüne karşı bir güvence ihtimali de oluşturdu.
Seçim sonuçları pek çok seküler ve liberal Türk tarafından kutlanırken, Batı medyasında da “demokrasiyi kurtardık”ları için seçmenleri tebrik eden pek çok makale yayımlandı. Ancak temkini elden bırakmamak ve bu mutluluk kervanına katılmak için çok aceleci davranmamakta fayda olabilir. Zira Erdoğan muhtemelen sadece bir muharebe kaybettiğini, ancak savaşın sürdüğünü düşünüyor.
Nedenine gelince, 7 Haziran seçimleri Ak Parti hegemonyasına son verirken bir belirsizlik döneminin de başlangıcı oldu. Parlamentoya giren hiçbir parti salt çoğunluğa ulaşamadığı için, liderler şimdi bir koalisyon hükümeti kurmaya çalışıyor. Ancak bu girişimler sonuç vermez ya da kurulan hükümet istikrarlı olmazsa Türkiye yeniden sandığa gidecek. Ak Parti de o zaman seçmene şu mesajı verecek: “Görüyorsunuz, biz iktidarda olmadığımızda ülke kaosa sürükleniyor”. 1990’ların kötü hatıraları yüzünden “koalisyon” kavramıyla halihazırda teyakkuza geçmiş olan seçmenin bu savı da ikna edici bulması pekala mümkün.
Türkiye’nin önünde şöyle bir süreç var: Anayasa’ya göre yeni parlamentonun kurulmasının ardından -ki yeni vekillerin 23-24 Haziran gibi yeminlerini edip meclisteki yerlerini almaları bekleniyor- yeni hükümetin 45 gün içinde kurulması gerekiyor. Ardından Cumhurbaşkanı bir milletvekilini (büyük olasılıkla en büyük partinin genel başkanını) başbakan olarak görevlendirecek ve yeni başbakan kabineyi kurup cumhurbaşkanına onaylattıktan sonra güven oyu yoklamasına gidecek. Geçmiş dönemlerde bunlar sadece birkaç gün sürerdi, zira Ak Parti salt çoğunluğa sahip olduğu için hiçbir engelle karşılaşmazdı. Şimdi ise hiçbir parti bu çoğunluğa sahip olmadığı için hükümet kurmak için en az iki partinin anlaşması gerekiyor. Bunun yegane yolu da ya koalisyon ya da azınlık hükümeti.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.