Türkiye, siyasal amaçlar için devlet aygıtlarının tahrikiyle belli inanç gruplarına karşı linç girişimleriyle dolu toplumsal bir hafızaya sahip.
Son zamanlarda siyasal aktörlerin nefreti körükleyen söylemleri ve şiddeti normalleştiren tepkilerine paralel olarak linç kültürünün yeniden hortladığını gösteren yüzlerce olay yaşandı. Türkiye’nin yakın tarihinde linç girişimlerinin hedefi genelde Ermeniler, Süryaniler, Rumlar, Yahudiler, Aleviler ve Kürtler oldu. “Türkiye’nin Linç Rejimi” adlı kitabın yazarı Tanıl Bora’nın “Aleviler ve Kürtlere her zaman ‘atış serbest’; solcuların linç edilmesi hep mubah. Polis ve hassas vatandaşlar bu bilgiyle davranıyorlar” diye anlattığı linç kültürünün yeni kurbanları yine Kürtler.
Google’da hükümetin PKK’ye karşı operasyonlara başladığı 24 Temmuz ile 16 Eylül arasındaki zaman aralığında “linç girişimi” ifadesi arandığında çıkan sonuç 78.800 idi.
7 Haziran seçim sürecinde ve sonrasında AKP’nin hedef gösterdiği, muhalefetteki Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) de öteden beri düşman bellediği Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) teşkilat binaları atış poligonuna döndü. HDP Basın Merkezi’nin Al-Monitor’a verdiği bilgilere göre sadece 6-11 Eylül arasında partinin 128 binası kalabalıkların saldırısına uğradı. Sadece siyasi bir hareket değil işçiler, yolcular, sokakta Kürtçe konuşan hatta görünümüyle Kürt’ü andıranlar linç dalgasının kurbanları oldu.
Türkiye’nin son 100 yılı devlet aygıtlarının bizzat katıldığı, tahrikçi ya da tertipçi olarak rol aldığı ya da göz yumduğu pogrom veya linç hadiseleriyle dolu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.