Resmi Gazete’de 19 Kasım’da yayımlanarak yürürlüğe giren yeni bir kanunla Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) yönetmeliğinde tuhaf bir değişiklik yapıldı. Özeller de dahil Türkiye’deki tüm üniversitelerin bağlı olduğu YÖK 1980 darbesinin bir ürünü olarak zaten Türkiye’deki aşırı merkezi ve otoriter devlet anlayışının mekanizmalarından biriydi. Ancak bu değişiklikle, YÖK eskisinden de geniş yetkilerle donatıldı. Öyle ki, yeni düzenleme, YÖK’e “ülkenin bölünmez bütünlüğüne” karşı faaliyetler yürüten ya da bu faaliyetleri destekleyen özel üniversiteleri kapatma hakkı tanıyor.
Bu, fiiliyatta, devletin hakimleri tarafından “devlet düşmanı” olarak görülen özel üniversitelere çok yakında el konulabileceği anlamına geliyor. Aslında öngörülen, bu üniversitelerin kapatılması değil, YÖK’e devredilmesi ve YÖK’ün bu kurumlara yeni yöneticiler atayarak, onları devlet üniversitelerine dönüştürülmesi. Yani, aslında, muzır görülen üniversitelere kibarca el konması.
YÖK’ün yetkisini her düzeyde artıran bu düzenlemeyle üniversiteler her an YÖK’ün denetimine açık bir hale getiriliyor. Düzenleme ayrıca YÖK’e üniversitelerdeki belirli akademik programları askıya alma, öğrenci alımını durdurma veya bir kurumu tümüyle kapatma yetkilerini de tanıyor. Bu yetkilerin kullanılmasına ilişkin gerekçelerden bazıları, sınavlarda, öğrenci notlarında ve yatay-dikey geçişlerde yapılan usulsüzlükler gibi nispeten objektif kriterler. Diğerleri ise “soruşturma sırasında istenilen bilgi ve belgelerin tam ve zamanında verilmemesi” gibi keyfiyete kapı açan subjektif kriterler. En ürkütücü olan ise “ülkenin bölünmez bütünlüğüne karşı eylemleri doğrudan işlemesi veya bu tür eylemleri desteklemesi”ne dair ölçüt. Zira oldukça muğlak bir ifade olan bu kriter pekala siyasi muhalifleri cezalandırmak için kullanılabilir.
Türkiye’deki pek çok kişi baskıcı YÖK düzenlemesinin hükümet (hatta daha muhtemelen Cumhurbaşkanlığı sarayı) tarafından belirli bir hedef gözetilerek hazırlandığını düşünüyor: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük “iç düşmanı” olan Gülen hareketiyle ilişkili üniversiteler. Türkiye’de şu an 190 üniversite var ve bunların 114’ü devlet, 76’sı da “vakıf üniversiteleri” diye tabir edilen özel üniversiteler. Vakıf üniversitelerinden 17’si de Gülen hareketiyle bağlantılı biliniyor. Dolayısıyla, iktidar yanlısı yorumcuların da köşelerinden büyük bir memnuniyetle duyurdukları gibi, bu yeni düzenlemeyle bu üniversitelere yakında el konabilir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.