İSFAHAN, İran — Osmanlı ve Safevi imparatorlukları arasında 1639’da imzalanan Kasrı Şirin Anlaşması’ndan bu yana Türkiye ile İran ya da bu iki ülkenin öncül devletleri ne savaştı ne de birbirilerinin sınırlarını ihlal etti.
İki ülke zaman zaman, özellikle Türkiye’de laik partilerin iktidarda olduğu dönemlerde PKK ve Türkiye’deki İslamcı gruplar konusunda sürtüştü. Ancak bu gerilimler fazla uzamadan yatıştı. İslamcıların iktidarda olduğu dönemlerde ise siyasi ilişkiler ısındı. Örneğin iki ülke arasındaki 23 milyar dolarlık doğal gaz boru hattı anlaşması, 1996-1997 yıllarında başbakanlık yapan ve bir İslamcı olan merhum Necmettin Erbakan döneminde imzalandı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002’de iktidara gelişiyle ikili ilişkiler görülmemiş bir seviyeye çıktı. Ancak mart 2011’de patlak veren Suriye kriziyle birlikte işler kötüye gitti.
İlk başlarda her iki ülke de Suriye konusunun ikili ilişkilere yansımamasına çalıştı ama ne yazık ki böyle olmadı. İslam Devleti (İD) yükselirken Suriye ve Irak’taki durum kötüye gitti ve tüm bunlar artan gerginlikleri besledi. Soru şimdi şu: Türkiye ile İran arasındaki sözlü kavgalar nereye varabilir?
İkili ilişkiler Suriye nedeniyle gerilirken Yemen krizi de Türkiye ile İran arasında sözlü münakaşaya yol açtı. İki ülke zıt kamplarda yer aldı. Tahran Yemen’deki Husi savaşçılara, Türkiye ise Suudi Arabistan’a destek verdi. İran’ın Orta Doğu’ya hâkim olmak istediğini iddia eden Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu gayretlerin hem Türkiye’yi hem müttefik Arap devletlerini rahatsız etmeye başladığını belirtti. Bu olayların üzerine 65 İranlı parlamenter Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye seslenerek Erdoğan’ın bu ithamlarına son vermesi için talepte bulunulmasını istedi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.