Ana içeriğe atla

Erdoğan kutsal alanda siyasete hız verdi

İç ve dış politikada manevra alanı sıkışan ve yalnızlaşan Erdoğan, İslamcı söyleminin merkezine doğrudan “Tanrı”yı alarak desteğini pekiştirmek istiyor.

Turkey's President Recep Tayyip Erdogan adjusts his sunglasses before a wreath-laying ceremony at the Jose Marti monument in Havana February 11, 2015. Erdogan is in Cuba for an official visit. REUTERS/Enrique De La Osa (CUBA - Tags: POLITICS) - RTR4P6U8

Recep Tayyip Erdoğan başbakan iken partisinin her salı düzenlenen Meclis grubu toplantılarında TV kanallarının çoğu tarafından naklen yayınlanan uzun konuşmalar yapar ve toplumla siyasi iletişimini düzenli olarak bu mecra üzerinden sürdürürdü. Başbakan iken bu konuşmalar sırasında karşısındaki sıralarda oturan milletvekillerinin yerini cumhurbaşkanı olduktan sonra köy ve mahalle muhtarları aldı. Şimdi Türkiye’deki 53 bin muhtar arasından seçerek muayyen aralıklarla Ankara’ya davet ettiği birkaç yüzünü sarayında ağırlıyor ve karşısında onlar otururken yaptığı konuşmaları yine hemen bütün televizyon kanalları canlı olarak yayınlıyor.

Geçenlerde yine bu konuşmalarının birinde, dış politikasının tıkandığı noktadaki kuşatılmışlık haline şöyle meydan okudu: “13 yılda yaşadığımız badireleri geride bıraktıysak sorunları da aşacağız. Şu ülke bize karşıymış, şu bizim aleyhimizdeymiş; hiçbiri önemli değil. Birisi kalkar Moskova’ya gider (Kürt partisi HDP’nin Eş Genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı kastediyor) Onun arkasında olan terör örgütüne (PKK’yı kastediyor) silah yardımı yapacaklarmış; ne yaparlarsa yapsın. Ne diyorlar emirde? Allah bize yeter, o ne güzel vekildir. Eğer biz bu imana sahip olmasaydık Malazgirt’te 20-30 bin kişilik kuvvetle o dönemin en büyük askeri gücü olan Bizans ordusunun karşısına çıkamazdık. Bu inanca sahip olmasaydık 600 yıl boyunca tarihin en kudretli devletini kurup yaşatamazdık.”

Türkçede umutsuz durumdaki kişiler ve haller için söylenen “İşi Allah’a kalmak” diye bir tabir vardır. Bu açıdan bakınca Erdoğan’ın izleye geldiği dış politikanın da “Allah’a kaldığı” söylenebilir elbette çünkü gerçekten de Türkiye’nin Suriye politikası yüzünden içine düştüğü yalnızlıktan kurtulması, mevcut şartlar doğru aktörler tarafından değiştirilmediği sürece “göklerden gelen yardıma” muhtaç görünüyor.

Türkiye, 24 Kasım’da Suriye’de uçağını düşürdüğü günden beri Rusya ile sıcak çatışma riski de içeren bir soğuk savaş durumunda... Ankara’nın Suriye’de Kürt YPG’yi bombalaması ve IŞİD’e karşı desteği talep edilen düzeyde sağlamaması, başta ABD olmak Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde derin bir güven bunalımına neden oluyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish