Türkiye’de milliyetçi hareketin önderi olduğu için ‘başbuğ’ sıfatı ile anılan, 1960 askeri darbesinin güçlü ismi Alpaslan Türkeş, MHP’nin başında ölene dek kaldı. MHP Türkeş’in varlığında dahi hiçbir seçimde yüzde 20’yi aşamadı; ama hep siyasetin güçlü ve köklü partilerinden biri oldu.
Başbuğ’un ardından MHP’ye 19 yıl genel başkanlık yapan Devlet Bahçeli, girdiği ilk seçimin ardından DSP ve ANAP’la koalisyon kurdu. Sol bir parti ile milliyetçi bir parti aynı koalisyonda Türkiye için devrimsel nitelik taşıyan pek çok karar aldı. Anayasa değişikliği de içeren bu kararlar sonucu örneğin, PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan dahi idamdan kurtuldu, Türkiye’de ilk kez Türkçe dışındaki dillerin varlığı kabul edildi, uluslararası anlaşmalar ulusal mevzuatın önüne çekildi. Partisinin ideolojine ters gelse de ‘devletin bekası’ diyerek bu tür düzenlemelere onay veren Bahçeli, ülkücü gençleri sokak çatışmalarından çekmeyi de başardı.
Böylesine riskli ve önemli siyasi kararları almakta cesur davranan Bahçeli, tarihe asıl damgasını iki seçim kararıyla vurdu. AKP’nin siyaset sahnesine yeni girdiği 2002’de, beklenmedik bir anda, bir dağ şenliğinde kurulan çadırda tarihi bir açıklama yaptı. MHP’nin dışlanıp yeni bir koalisyon kurulacağı iddiasıyla, DSP-ANAP-MHP koalisyonunu bitirdi, erken seçime gidilmesini istedi.
Ülke tarihinin en büyük yıkımı Marmara depreminin etkileri azaltılmış, büyük ekonomik çöküşün ardından Dünya Bankası’ndan gelen Kemal Derviş’in acı reçeteleri ile enflasyon yüzde 70’lerden yarıya indirilmişken seçime gitmek ülkede şok etkisi yarattı. Çünkü seçime daha bir buçuk yıl vardı ve seçmen üzerinde en büyük etkiyi yapan ekonomide acı reçetelerin olumlu sonuçları yeni alınmaya başlanmıştı. (AKP iktidarı da Kemal Derviş’in politikalarını sürdürerek enflasyonu tek haneli rakama düşürdü, büyümeyi iler götürdü.)
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.