Ana içeriğe atla

Güç yitiren Erdoğan’dan “darbe barışı”

Erdoğan’ın güçle ilişkisini ve siyaset etme tarzını yakından izleyenler, Türkiye’nin güçlü adamının başarısız darbe girişiminden sonra varsayılanın aksine, kendisini eskisi kadar güçlü hissetmediğini de görüyorlar.

People shout slogans and wave Turkish national flags as they have gathered in solidarity night after night since the July 15 coup attempt in central Ankara, Turkey, July 27, 2016. The banner on the right reads "Chief (Erdogan) I came to die". REUTERS/Umit Bektas - RTSJZ33

Türkiye ve dünyanın mahfilleri ve medyasında genel kabul gören bir varsayıma göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz başarısız darbe girişiminden çok daha güçlenerek çıktı ve artık ülkesinin yönünü istediği gibi tayin etmesine yetecek kadar büyük bir kudrete sahip oldu...

Bu varsayım, Erdoğan’ın karakterini, güçle kurduğu ilişkiyi ve genel siyaset etme tarzını, iktidarda geçirdiği 14 yıl boyunca yakından gözlemleyenler için ikna edici değil. Tam tersine, darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasından bu yana verdiği demeçler ve siyasi davranışı incelendiğinde, genel izlenimin aksine Erdoğan’ın kendisini eskisi kadar güçlü hissetmediği görülüyor. Darbe girişiminin karar ve operasyon merkezinde yer alan Gülen Cemaati’ne karşı olağanüstü hal ilan ederek uyguladığı, görülmemiş büyüklükteki tasfiye ve temizlik operasyonlarının aksettirdiği güçlülük hali bu açıdan bir yanılsama oluşturuyor.

Erdoğan’ın kendisini eskisi kadar güçlü hissetmemeye başlayıp siyasi tutumunu da bu güç kaybı algısıyla uyumlu olacak biçimde gözden geçirdiği an, darbe girişiminin bastırılmasına, yani 16 Temmuz’un ilk saatlerine rastlamıyor. Bunun için aradan birkaç gün geçmesi gerekti. Erdoğan’ın siyasi tutumundaki değişime bakarak, kendi gerçeğiyle 19 ile 20 Temmuz tarihleri arasında yüzleştiği sonucunu çıkarıyoruz. Muhtemeldir ki darbe girişimini ülke değil dünya ölçeğinde değerlendirdi ve izlediği siyasette buna uygun düşen geri adımları atmaya karar verdi.

Erdoğan darbe girişiminden sonra taraftarlarının karşısına ilk kez 18 Temmuz’u 19’a bağlayan gece yarısı çıktı... İstanbul’un Asya yakasının sırtlarında yer alan Kısıklı semtindeki villasının önünde toplanan kalabalığa konuşan Erdoğan, “Öldürmeyen her darbe güçlendirir” deyişini hatırlar gibi, başarısız darbenin kendisini daha da güçlendirdiğini sanan bir Erdoğan’dı. Başka türlü bu Erdoğan, uygulamak için her zamankinden de kudretli olmasını gerektiren bir projesini nihayet hayata geçireceğini, darbe girişiminden üç gün sonra da söylemezdi... 2013’te Gezi Direnişi’ni kışkırtmasının ardından istemeyerek askıya aldığı ve bu arada bir saplantı haline getirdiği, İstanbul’un Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’nın ortadan kaldırılarak yerine Osmanlı kışlası görünümlü bir alışveriş ve kültür merkezinin inşa edilmesiydi bu.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish