Ana içeriğe atla

Rusya ve Türkiye’nin Suriye mutabakatına İran nasıl bakıyor?

İran’ın Rusya ve Türkiye’nin ateşkes açıklamasının dışında kalmış olması onun Suriye sahnesinde geri plana düştüğü anlamına gelmiyor. Zira Moskova-Ankara mutabakatı Tahran’ı kapsayan üçlü anlayış birliğine dayanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (ortada), Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (sağda) ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Moskova’da düzenledikleri basın toplantısında, 20 Aralık 2016 — REUTERS/Maxim Shemetov

29 Aralık’ta Rusya ve Türkiye’nin Suriye’nin geneli için ateşkes anlaşmasına vardığı duyuruldu ve ardından 31 Aralık’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suriye krizinin çözümüne yönelik bu yeni girişimi destekleyen kararı oy birliğiyle kabul etti. Anlaşmanın oy birliğiyle uluslararası destek alması ve ilgili tarafların 30 Aralık’tan itibaren ateşkesi genel olarak etkili şekilde uygulaması bu girişimin daha önceki başarısız barış çabalarından farklı olacağı yorumlarına yol açtı.

Moskova ve Ankara ateşkese uygulama zemini hazırlamakla uğraşırken süreçle ilgili önemli bir soru İran’ın buradaki rolüdür. İran Rusya’yla birlikte Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a hep güçlü destek verdi. Dahası ateşkes anlaşmasının ilanından önce İran, Rusya ve Türkiye’nin dışişleri ve savunma bakanları 20 Aralık’ta Moskova’da bir araya geldi ve Suriye krizinin ortak çabalarla çözümüne yönelik sekiz maddelik bir deklarasyon yayımladı. Moskova ve Ankara’nın sağladığı anlaşma, İran’ın dışlandığı ve Suriye için yeni bir çözüm çerçevesinin benimsendiği anlamına mı geliyor? Bu soruya kısaca tereddütsüz bir “hayır” ile cevap verilebilir.

Güvenlik Konseyi kararındaki hususlar, 20 Aralık mutabakatıyla çelişmediği gibi Moskova Deklarasyonu’nun devamı niteliğindedir. İhtilaflı bölgelere insani amaçlı erişimin sağlanması, savaşın siyasi çözümle sonlandırılması, İslam Devleti ile daha önce Nusra Cephesi olarak bilinen Şam Fetih Cephesi’nin ateşkesin dışında tutulması ve Suriye yönetimiyle muhalefet arasındaki görüşmelerin Kazakistan’da yapılması gibi maddeler, üçlü deklarasyon ile Güvenlik Konseyi kararının en önemli ortak noktaları arasında yer almaktadır.

Ayrıca buradaki dinamikleri daha iyi anlamak için ateşkes anlaşmasına zemin hazırlayan koşulların oluşmasında Rusya’nın rolüne yakından bakmak gerekir. Genel anlamda şu söylenebilir: 20 Aralık toplantısı Rusya, İran ve Türkiye’nin Suriye’de uzlaşmak için yaptığı üç taraflı bir görüşme değil, Moskova’nın Tahran’la Ankara’yı yakınlaştırmak için yaptığı bir arabuluculuk girişimiydi. Bunun temelinde doğu Halep’in yeniden hükümet kontrolüne geçmesiyle Moskova’nın Suriye’de neredeyse tüm hedeflerine ulaşması var.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish