Ana içeriğe atla

Reina saldırısı ‘yaşam tarzı’na mı ‘mürted hükümet’e mi

IŞİD “mürted Türk hükümeti”ni mi yoksa yılbaşı kutlamalarını mı hedef aldı? Yanıt göründüğünden daha karmaşık. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Reina’ya yapılan saldırıyı kınamak için gece kulübünün önünde toplanan kalabalık Türk bayrakları ve üzerine “Yılmayacağımız! Yarınlarımız İçin” yazan bir pankart taşıyor. 3 Ocak 2017 — REUTERS/Murad Sezer

31 Aralık gecesi ben de dahil Türkiye’deki pek çok kişi 2016’dan daha kansız ve daha kasvetsiz bir yıla girmeyi ümit ediyordu. Ne var ki, sadece bir saat 15 dakika sonra yeni yılın ilk katliamı yaşandı. Sonradan IŞİD militanı olduğu tespit edilen bir saldırgan İstanbul’un ünlü gece kulüplerinden Reina’ya girerek yeni yılı kutlayan 39 kişiyi öldürdü. Dahası Türkiye toplumunda seküler ve Batılılaşmış “beyaz Türkler” ile muhafazakar İslamcılar arasındaki fay hattını da tetikledi.

Saldırının Türkiye’deki kültür çatışması ile ilişkilendirilmesinin bir sebebi, önceki günlerde Noel’e ve yeni yıl kutlamalarına karşı yürütülen İslamcı kampanyalardı. (Türkiye’de yeni yıl ve noel kavramları genellikle birbiriyle karıştırılır.) Bazı İslamcı gruplar geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da “Müslüman Noel’i kutlamaz” sloganıyla ortaya çıktılar. Sakallı bir İslamcı’nın Noel Baba’yı yumrukladığını gösteren çirkin afişler yeniden sokaklara taşındı. Aşırı milliyetçi bir grup tarafından düzenlenen ürkütücü bir protestoda da Noel Baba’nın kafasına silah dayandı. Bu fanatik seslerin yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı da hoşgörüsüz sayılabilecek bir açıklama yayımlayarak, yılbaşı kutlamalarını “başka kültürlere, başka dünyalara ait” bir eğlence olarak tanımladı, hatta “gayrimeşru” ilan etti.

İşte bu nedenle Reina saldırısının ardından bazı seküler eğilimli yorumcular sadece marjinal bir örgüt olan IŞİD’i değil ana akım İslamcıları da suçladı. Buna göre, terör saldırısı Türkiye’de yeni yıl kutlayanları şeytanlaştıran kutuplaştırıcı bir ideolojik iklimde gerçekleşmişti ve bu nedenle Ak Parti’nin başını çektiği İslamcı tahammülsüzlüğün bir sonucuydu. Saldırı, “IŞİD zihniyeti ve söyleminin Erdoğan’ın çok sayıda destekçisi tarafından paylaşıldığı ve zımnen onaylandığının” bir göstergesi dahi addedildi. Laik Türkler, kendilerini hiç olmadığı kadar “yalnız” hissediyorlardı.

Seküler Türklerin bu yöndeki endişeleri büyük ölçüde haklı veya en azından anlaşılır gerekçelere dayanıyor. Ancak saldırıya sadece hedefine bakarak anlam atfeden bu yaygın görüşe yine de bir itirazım var. Zira saldırının anlamını çözmek için sadece hedefine değil, aynı zamanda failine, yani saldırıyı üstelenen IŞİD’e de bakmak gerek.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish