İsviçre’nin en çok satan üçüncü gazetesi Blick 13 Mart’taki manşetini sürpriz bir dilde attı: Türkçe. Gazete, İsviçre’de yaşayan Türk asıllı vatandaşlara “Erdoğan’ın diktatörlüğüne HAYIR oyu kullanın!” diye seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 Nisan referandumuyla bir diktatörlük kurmak istediği belirtilen haberde İsviçre’deki özgürlüklerden ve liberal iklimden yararlanan Türklere bu gidişata “Hayır” deme çağrısı yapıldı.
Bu manşetin Türkiye’deki etkisi ise tam aksi yönde oldu. İktidar yanlısı medya İsviçre gazetesini, hatta İsviçre’yi ve tüm Avrupa’yı emperyalist kibri nedeniyle tel'in eden haberler yayımladı. Verilen mesaj, bu Avrupa kibrine karşı tüm Türkiyelilerin Erdoğan’ın liderliği altında birleşmesi gerektiği idi. Sosyal medyadaki Erdoğancılar da aynı söylemi köpürttüler: Batı, aslında Erdoğan’a değil, tüm Türklere ve İslam’a karşıydı. Erdoğancı bir gazeteci işi “Bu hilal ve haçın savaşıdır” demeye kadar vardırdı.
Bu, iktidar yanlısı basının hemen her gün tekrarladığı bir söylem ve Batı ülkeleriyle yaşanan en ufak gerilim bile bu şablonla açıklanıyor. Buna, Hollanda ile Türkiye arasında yaşanan “lale krizi” de dahil ki, aslında iki taraf da mutedil davransaydı böyle bir gerilim hiç yaşanmayabilirdi. Bu söyleme göre, Batı aslında Erdoğan’ın otoriterliğini değil, Türkiye’nin güçlü, bağımsız ve saygın bir ülkeye dönüşmesini dert etmiş durumda. Öyle ki, ezeli düşmanımız olan Batı Erdoğan “büyük Türkiye”yi kurdukça öfkesinden kuduruyor.
Aslında bizzat bu söylemin kendisi Erdoğan’ın otoriterliğinin bir ispatı. Çünkü bu yolla vatanseverlik Erdoğancılığa eşitlenirken, Erdoğan’ın muhalifleri millet düşmanları ilan ediliyor. Bir diğer deyişle, Batı düşmanlığı, içerideki “Batı piyonları”nın (yani aslında tüm muhalefetin) sindirilmesine olanak tanıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.