Ana içeriğe atla

İran’ın İD stratejisi niçin geri tepebilir?

İran güvenlik birimleri İslam Devleti’nin İran topraklarında saldırı düzenlemesini engellemiş olsa da ülkenin Sünni bölgelerinde cihatçı ideolojinin yayıldığı görülüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Iranian Revolutionary Guard Commander Qassem Soleimani walks near an armoured vehicle at the frontline during offensive operations against Islamic State militants in the town of Tal Ksaiba in Salahuddin province March 8, 2015. Picture taken March 8, 2015.   REUTERS/Stringer (IRAQ - Tags: CIVIL UNREST CONFLICT POLITICS) - RTR4TTZW
Irak’ın Selahaddin vilayetinde İslam Devleti’ne karşı yürütülen operasyonlar sırasında Tel Ksaybe kasabasındaki cephede görüntülenen İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani, 8 Mart 2015 — REUTERS/Stringer

İslam Devleti (İD), geçtiğimiz günlerde yayımladığı yeni bir videoda Şii çoğunluklu İran’ı İslam dünyasındaki bölünmenin kaynağı olarak gösterdi. Videoda “İran, bugün İslami şehirlerde 90’dan fazla (…) silahlı milis grubunu finanse ederek İslami halifelik projesiyle mücadele ve çatışmanın ön saflarında yer alıyor.” ifadesi kullanıldı.

“Dünden Bugüne Acem Toprakları” başlığıyla mart sonunda yayımlanan 37 dakikalık videoda İran kökenli İD mensupları İran’ın Sünnilere karşı işlediği suçlardan bahsediyor ve Tahran’a karşı silahlı mücadele çağrısı yaparak şöyle diyor: “Acemlere karşı savaşımız başlamıştır. (…) Bu savaşa hazırlık yapmaları için özellikle İran’daki Sünnilere sesleniyoruz. (…) Biz arkanızdayız.”

İD’in zayıflatılmasında İran’ın önemli bir rol oynamasına karşın Orta Doğu’nun diğer ülkelerinde, Avrupa ve ABD’de saldırılar düzenleyen terörist örgüt İran’da herhangi bir saldırı gerçekleştirebilmiş değil. İran İslam Cumhuriyeti, kurulduğu 1979 yılından itibaren sürekli iç ve dış tehditlerle karşı karşıya oldu. Bunun sonucunda gelişkin bir istihbarat ve gözetleme yapısı oluşturdu ve bu yapı iç tehditlere karşı etkili oldu. Dış tehditlere gelince İran bunlarla komşu ülkelerde yüzleşme yolunu seçti ve bu kapsamda bölge çapında çeşitli Şii, Sünni ve laik grupları “vekili” olarak destekledi. Dış tehditlere yönelik bu stratejinin belki de önemli boyutu İran’da karar verme sürecini daha etkin kılmış olması.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Brett McGurk, 2014 yazında Irak’ta ilerleyen İD’e karşı Beyaz Saray’ı askeri müdahaleye ikna etmeye çalışırken İran Kudüs Gücü’nün muktedir k0mutanı Kasım Süleymani’ye imrenmiş olmalı. O günlerde Diyala vilayetindeki Celavla cephesinde olan Süleymani, İD’i durdurmak için bölgeye Devrim Muhafızları’ndan danışmanlar ve ağır toplar yerleştirmekle meşguldü. McGurk daha sonra PBS kanalının belgeselinde şöyle diyecekti: “Durumun vahameti karşısında ben mümkün olan en sert tepkinin verilmesini savunuyordum. (…) Bunun siyasi çözüm gerektirdiğini söyleyenler vardı ve ben bu insanların akıllarını tamamen kaçırdığını düşünüyordum.”

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish