Ana içeriğe atla

Irak-Suriye sınırında yeni bir bölgesel gerçeklik

Irak ve Suriye hükümetlerinin sınırın iki tarafındaki silahlı güçleri arasında bağlantı sağlaması sahada yeni bir gerçeklik anlamına geliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Shi'ite fighters and Sunni fighters, who have joined Shi'ite militia groups known collectively as Hashid Shaabi (Popular Mobilization), allied with Iraqi forces against the Islamic State, gesture next to former Iraqi President Saddam Hussein's palaces in the Iraqi town of Ouja, near Tikrit March 17, 2015. Iraq paused its Tikrit offensive on Monday and officials called for more air strikes against Islamic State militants, while an officer said Kurdish forces sustained two more chlorine gas attacks by insurge
Irak’ın Uca kasabasında, Saddam Hüseyin’in eski sarayı çevresinde görüntülenen Şii ve Sünni Haşdi Şabi savaşçıları, 17 Mart 2015. Halk Seferberlik Birlikleri olarak da bilinen bu Şii milis grubu Irak ordusuyla birlikte İslam Devleti ile mücadele ediyor. — REUTERS/Thaier Al-Sudani

Suriye Çölü için verilen savaş aslında Orta Doğu’nun kalbi için verilen bir savaştır. İran önderliğindeki koalisyon burada ABD destekli güçlerle yarışıyor. Her iki taraf, dört yıldır bölgenin çehresini değiştiren İslam Devleti’ni (İD) bertaraf etmeye çalışıyor. Bazıları buna kumda bir çizgi çekmek için verilen bir çöl savaşı, diyebilir ya da sınırları aşarak dört başkenti, Tahran, Bağdat, Şam ve Beyrut’u birleştirecek bir çizginin savaşı. Dolayısıyla bu, iki farklı bölgesel ve uluslararası gündemin mücadelesidir ve bu mücadelenin tarafları, İD’in Musul ve Rakka’da bertaraf edileceği günden sonra asıl tehdit olarak birbirlerini görüyor.

Gerçekten de bölgedeki yüzleşme ve çıkar çatışması, Sykes-Picot sınırlarının bölgesel ittifakların menfaatleri doğrultusunda fiilen ortadan kalktığını düşündürüyor. Başka bir deyişle ulusal hükümetlerin odak noktası ulusal sınırlardan ait oldukları eksenlerin menfaatlerine kayıyor. 9 Haziran’da yaşananlar da bunun bir yansımasıydı. “Direniş ekseni” yanlısı medya, bu eksene ait güçlerin Suriye-Irak sınırına ulaşmasıyla adeta kutlama havasına girdi. Gelen haberlere göre Irak tarafındaki Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) ve Suriye tarafındaki müttefik güçler, İran Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani’nin doğrudan nezareti altında sınırda temas sağlamıştı.

İran’ın önderlik ettiği Irak, Suriye ve Lübnan güçlerinin Tahran’dan Beyrut’a kadar bir kara bağlantısı sağlamış olması, bazı yorumculara göre İran’ın 1800 kilometrelik bir güzergâh üzerinden Lübnan ve Suriye’deki baş müttefiklerine silah ve roket tedarik edebileceği anlamına geliyor. Ancak geçmişte İsrail uçaklarının Şam yakınlarında silah ikmallerini vurduğu düşünülürse bu abartılı veya biraz heyecanlı bir analiz olabilir. Büyük bölümü Irak’ın ücra ve ıssız bölgelerinden geçen bu uzun güzergâh çok muhtemeldir ki İsrail veya ABD’nin saldırılarına açık olacak. İD dâhil isyancıların olası saldırılarından bahsetmiyoruz bile.

Tahran-Beyrut güzergâhı sembolik bir bağlantıdır. İran önderliğindeki eksenin Suriye devriminin patlak verdiği 2011 öncesinde, İD’in Musul’u ele geçirdiği haziran 2014 öncesinde olduğu kadar sağlam olduğunu ilan eden bir bağlantı… Bununla birlikte İran’ın bakış açısına göre bölgesel sahne artık farklıdır.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish